İnsan birtakım şeylere değer verir ve o değerlerin peşinde koşarak yaşar. Amaçlılık, anlamlılık ve değer verme birbiriyle ilişkilidir. Değer verdiğimiz şey amacımız olur ve bu amaç yaşamımızı anlamlı hale getirir.
Hayatı anlamlandırma isteği de dini inancın sebepleri arasında sayılabilir. "Hayret" tecrübesi dinî inancın temel motivasyonlarından birisidir. İnsan, esas itibarıyla etrafında olup biteni açıklayama-dığı, tanımlayamadığı veya olağandışı bulduğu için hayret eder.
Her insan doğru ve yanlışın, iyi ve kötünün, günah ve sevabın tanımlandığı hazır bir dünyaya doğar. İçinde bulunduğumuz, tarihsel, coğrafi ve kültürel ortamın bilgi, kültür ve düşüncesini sorgulamadan kabul ederek başlarız. O halde, kendi kazanımlarımızla ulaşmadığımız bu ön yargılar, ön kabuller veya toplumsal dogmalar nedeniyle olumlu veya olumsuz bir yargılanmayı hak etmeyiz.