Burak

Burak
@____Burak
Türkiye ve Türk milletinin meclubuyuz!
Öğretmen
Yüksek Lisans
29 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Samanyolu Otları 2
Bu İslâmcılar hakikaten enteresan adamlar. Milliyetçi reformların din sahasına doğru genişletildiği bir hengamı neredeyse Stalin’in ateist propagandası ile eşdeğer gören bir zihni aylaklığa sahipler. Sloganlarla yaşayan bir bünye! Bunlarla hangi meseleyi değerlendirmenin konusu edebilirsiniz ki. Yüce Gök tez vakitte şifa ve idrak bahşetsin diyelim.

Ufuk/mek

@Siirci_Mek
·
Güneş balçıkla sıvanmaz!
Cumhuriyet tarihimizi ve zülüm, baskı, üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletini anlatan 8 puanlık bir kitap. Yazar "atatürkün aziz hatırasına hakaret" suçundan yargılanmamak için çok uğraşmış ve olayları oldukça yumuşak geçmiş. Bir milleti kültüründen, dilinden, alfabesinden, dininden koparmak, batılılaşmak için yapılan her şeyi bulabilirsiniz. Satılan, yıkılan, kapatılan camiler, hain ilan edilen Milli kahramanlar, faili meçhul cinayetler, dersim katliamı, F. Sultan Mehmet, Kanuni, Selim, Beyazıt, Murat ve nice Padişaha hakaret edilen/ettirilen bir dönemi anlatılıyor. Çok delil, belge, hatıraya rağmen Kemalistleri sinirlendirecek, sövdürecek bir kitap. Gerçek tarihin ve olayların üstünü örtmeye çalışanları, olanların nedenlerini sorgulayan bir kitap. Benim belgeli olarak bildiğim bir çok konu ve yalanlar burada yok. Latife hanımın kitabı neden yasak mesela? Rıza Nur, Kadir Mısırlıoğlu neden deli damgası yiyor mesela! En basit örnek, araştırın göreceksiniz Çanakkale zaferinde komutan kim?
Reklam
Master Mind Kitap İncelemeleri!
Uygulamada, Safveti Ziya’nın Salon Köşelerinde isimli romanını konu edinen bir incelemeye rastladım. Kitabın olay örgüsünün vals edilen salonlarda geçmesiyle istihza edilen bir incelemeydi bu. Mezkur kitap, ana karakterin sürekli vals etmesi ve biteviye iyi valsiyle gurur duymasından ibaretmiş. Ha bir de eser, baş karakter aşık olduğu kıza açıldı açılacak derken sonlanıveriyormuş ve aylak adamın teki olan Şekip’in (ana karakter) salon düşkünlüğünü hangi servetle giderdiğini de izhar etmiyormuş. Evet, tüm bu eleştiriler adı “Salon Köşelerinde” olan bir romana yöneltiliyor. Ne desem bilemedim. Romanı teneffüs edemeden yapılan iğreti “anewlizler”, sahici okur olmayı statü endişesine kurban ettiğinize delildir! Salon KöşelerindeSalon Köşelerinde Safveti ZiyaSafveti Ziya
Edebiyat
“1000K Kullanıcılarının Etvar-ı Garibesi”
İnsanlar bu platformu veciz söz paylaşmak ya da kitaplarla olan niceliksel ilişkisini tescillemek için kullanıyor bence. Tam da statü toplumuna yaraşır bir manzara! Özgün incelemeler neredeyse yok. Eleştiri desen muhatap için sanki galiz küfür; hemencecik engel butonuna koşuyor. Hele popüler yazarlarla kurulan ilişki! Eserleri söz konusu olduğunda maşallah herkes “beğeni” ayini tertip ediyor. Bunlar sağlıklı değil.
Tarihe karşı lakaytlık: Samanyolu Otları!
Türkiye’de; Türk tarihinin ana hatları ile bilhassa yakın tarihin mühim simaları, aktörleri ile ilgili tenkit ve tespitte bulunan ve de çoğu zaman müşteki sıfatıyla konuşan kimseler, maalesef iyi tarif edemedikleri, bir programla takviye edemedikleri kimliklerin ardına sığınarak başka emellerin peşinde koşmaktadırlar. Şunu açıkça belirtmek gerekir ki bu şahıslar; ne liberal, ne sosyalist ne de muhafazakar anlayışla yan yana koyulabilecek kimselerdir. Fakat şunu da rahatlıkla söylemek gerekmektedir ki bu kimseler “Garp-zede” kimselerdir. Yani; moderniteye intibak edemeyen çünkü onu kendine özgü yapısı ile nesnel olarak irdeleyemeyen ve kaçınılmaz olarak gündelik pratiklerdeki travmatik dönüşümlere karşı “ahlaki-duygusal” reflekslerin boyunduruğuna giren kimselerdir. Kısaca sorun modernitedir. Binaenaleyh insanlığın yaşadığı bu büyük tarihsel dönüşümü idrak edemeyenler, kendilerine günah keçisi aramaya mahkumdurlar. Bu günah keçileri bazen Tanzimatçılar, bazen Jön Türkler ve bazen de Atatürk’tür. Ne kadar acınası değil mi? Us yok, mantık ve muhakeme yok; sadece duygular var.
Gönderi kullanım dışı