Her şeyi feda etmek sevap mıdır?
Kişi kendi dürüstlüğünü, namusunu feda edebilir mi? Ya onurunu? Özgürlüğünü? İdealini? İnançlarını? Duygularının dürüstlüğünü? Düşünce özgürlüğünü?
Oysa insanoğlunun sahip olduğu en değerli şeyler bunlar değil mi?
Bunları elde edebilmek için feda edilen şeyler, fedakârlık sayılmaz, kârlı alışveriş sayılır. Bunlar insanın hiçbir neden uğruna asla feda edemeyeceği şeylerdir.
O halde tehlikeli ve kötü zırvalıkları tekrarlayıp durmaktan vazgeçelim mi? Kendini feda etmek mi? Aslında esas feda edemeyeceğimiz ve feda etmememiz gereken şey, benliktir. İnsanda en çok saygı göstermemiz gereken şey, feda edilmemiş bir benlik olmalıdır.
En iğrenç cinayetleri işleyen her cahil manyak, her değersiz gerizekalı için aramızdan anlayış çığlıkları yükselir, ordular dolusu însancıl tipler harekete geçer.
Ancak deha sahibi bir adam, zaten baştan suçludur.
Tamam, bir insanı yalnızca zayıf ve küçük adam olduğu için mahküm etmek adalete uymaz ama bir insanı yalnızca güçlü ve büyük olduğu için mahkûm eden bir toplumun yozlaşmışlığı ne düzeylere inmiştir dersiniz?
"Adam her türlü ahlak duygusundan yoksun bir manyak."
Bu söz, bir yardım kermesine gitmek üzere giyinmiş sosyete kadınından geliyordu. Yardımlar her şeyi bağışlatan bir erdem sayılmasa, ifade özgürlüğünden ne yolla yararlanacağını, kendi şatafatını etrafındakilere nasıl kabul ettirebileceğini bilemeyen biriydi.
Aynı söz, hayatta hiçbir amaç bulamamış sosyal hizmet görevlisinden de geliyordu. Kısır ruhu, ne kendisi için bir amaç yaratabilmişti ne de çevresindekilere böyle bir şey yansıtabilmişti. Fakat yaptığı işin erdemine sarılarak çevresinden hak etmediği bir saygı görebiliyordu. Parmak uçlarını başkalarının yaralarına bastırdığı için.
Aynı söz, hizmet ve fedakârlık kavramı elinden alınsa yazacak hiçbir şey bulamayacak olan yazardan da geliyordu. Binlerce kişinin önünde hıçkırıyordu adam. Onları çok sevdiğini söylüyor, ne olur, siz de beni biraz sevin diye yalvarıyordu.
Aynı söz, küçük insanlar hakkında çok şefkatli yazılar yazabildiği için geçenlerde kendine bir sayfiye malikānesi satın almış olan köşe yazarı hanımdan da geliyordu.
Aynı söz, sevgiden, o büyük, ayrım yapmayan, her şeyi kucaklayan, her şeyi bağışlayan, kendilerine her şey için izin veren sevgiden söz edilmesine bayılan küçük insanlardan da geliyordu.
Bazen öyle olur. Nadiren olur ama olur. Dünyanın insan zihni tarafından kavranamayacak kadar büyük güçleri, bir tek olayın çevresine, merceğin toplayıp yönelttiği ışınlar gibi toplanır, orada aşırı bir parlaklık yaratır, hepimizin dikkatini çeker.