Allah'ın bildiğini kuldan saklamanın mânasız olduğunu sanan şeytanî teselli, uydurma bir samimiyet rolü içinde dünyanın en misilsiz ahmaklığına yuvarlandığını bilmez. Bu teselliyle cemiyet meydanına çıkarılan günahın, günahtan başka, bir de günah cür'eti ve hatta saadeti belirttiğini ve işte bunun günahtan beter olduğunu anlamaz. Günah başka, günahın alenîlik plânında belirttiği cür'et ve bir nevi iftihar edāsı başka... Birinde dayanılmayan bir nefs zoru, ötekisinde günahla varılan keyf edâsı var. İkincisi, derecesine göre, günahı aşar.
Açıkça orucunu yiyen birine ihtarda bulunursanız diyecektir ki:
- Allah'ın bildiğini kuldan niçin saklıyayım?
Ona deyiniz ki:
- Allah senin vücudunda bazı mahrem uzuvlar olduğunu da biliyor ve görüyor. Allah biliyor ve görüyor diye onları çıkarıp gösteriyor musun?