Ağır ağır ve tane tane konuşuyorlar. Öyle ki, kelimelerini sayabilirsiniz. Her kelime yerini bulur, yerine otururken öbürü geliyor. Bazan bir kelimeyi her defasında ışığı açılan bir lâmba gibi birkaç kere kullanıyorlar. Acele, telâş, zahmet ve sıkıntı, kelâmlarında mevcut değil... Konuşurken nâmütenahi kolaylık, zerafet ve hâkimiyet içindedirler.
Bütün ömürlerinde hiçbir defa kahkaha ile gülmediler.
Ebedî tebessüm...
İbn-i Abbas:
-Alemlerin Fahri doğunca, bir melek gelip kulağına: «Müjde ey Allah'ın Resûlü, dedi, hiçbir Peygamberin ilmi kalmadı ki, sana verilmemiş olsun... Sen onların ilimde en üstün ve kalbde en yiğidisin!
sen, yeryüzünün her noktasında, bellibaşlı noktalardan doğan güneş kadar sabit ve mutlaksın. Fakat yine sen, herkesin kendi ruh menşurundan aksettireceği her ân yeni ve değişik pırıltılarla da, muvâzi aynalar arasındaki mum gibi sonsuz ve hudutsuzsun!...