“Varsayalım ki iki itfaiyeci küçük bir yangını söndürmek için bir ormana girmiş olsunlar.Sonunda ormandan çıkıp bir derenin kıyısına gittiklerinde birinin yüzü is kaplı olsun, ötekininki ise tertemiz.Sorarım sana: İçlerinden hangisi yüzünü yıkayacaktır?”
“Ne saçma bir soru: Elbette yüzü is kaplı olan.”
“Yanlış: Yüzü kirli olan ötekine bakınca kendini de onun gibi sanacaktır.Aynı şey diğer itfaiyeci için de geçerlidir: Yüzü temiz olan, arkadaşının is içinde olduğunu görünce kendi kendine, ‘Ben de kirli olsam gerek, en iyisi yıkanayım,’ diyecektir.”
“Fark ettim ki ben sevdiğim kadınlarda hep kendimi arıyormuşum.Güzelim tertemiz yüzlerine baktıkça kendi yansımamı görüyormuşum.Onlar ise bana baktıkça yüzümdeki is lekelerini görmezden gelemiyor, her ne kadar zeki ve güven dolu olsalar da bende kendi yansımalarını görüyor ve kendilerini olduklarından daha kötü sanıyorlarmış.Aynı şeyin senin de başına gelmesine izin verme, lütfen.”
“Kimse tasalarında yalnız değildir; daima aynı şekilde düşünen, sevinen ya da acı çeken başka birileri vardır, bize karşımızdaki engelleri göğüslemek için gereken gücü veren de budur.”
“Asla denemedilerse canlarının isteyip istemediğini nereden bilebilirlerdi ki?
Ama bunu sorgulamak nafileydi:Aslında alışık oldukları dünyayı sarsacak her türlü değişimden korkuyorlardı.”