25 Mayıs günü Samsun’a veda ederek Havza’ya doğru yola koyuldu.Yolculuk güzel başlamışsa da şoför yaşlı, araç eskiydi.Haliyle sürekli arıza yapıyordu.Buna rağmen Mustafa Kemal oldukça heyecanlıydı.Âdeta yerinde duramıyor, aracı bazen kendisi kullanıyordu.Bir süre sonra araç tekrar arıza yaptığında bu kez şoför de çalıştırmayı başaramadı.Yarının Adamı beklemek istemiyordu.Yanındakilere, “Havza’ya kadar yürüyebilir miyiz?” diye sordu.Nihayet civardaki bir köye ulaşıp yardım istemeye karar verdiler.Yolda yürürken kafileye dönüp “Size yorulmamanız için bir çare tavsiye edeceğim. ‘Dağ Başını Duman Almış’ marşını bilir misiniz?” diye sordu.Cevabı beklemeden söylemeye başladı:
“Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar,
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar…”
“Bir adam ısrarla Paşa’yla görüşmek istiyor fakat yaklaştırılmıyordu.Yarının Adamı vaziyeti anlayınca adamı yanına çağırdı.Derdinin ne olduğunu sordu.Adam,
“Paşam, bana zatınızı vurmak için vazife verdiler,” deyince, orada bulunan herkes şaşkına döndü.Ceketinin iç cebinden çıkardığı silahı masanın üzerine koyan adam,konuşmaya devam etti: “İşte bana verdikleri tabanca. Git o vatan düşmanı paşayı vur dediler.Üç gündür arkanda dolaşıyorum.Senin konuşmalarını dinledim.Baktım ki sen yalnız bizi düşünüyorsun.Düşmanların elinden kurtarmak istiyorsun.Asıl hain onlar.Bütün düşüncelerim değişti.Ben de artık sendenim Paşam.”
Mustafa Kemal, daha önce de suikast tehlikeleri atlatmıştı.Ama bu, şimdiye kadar atlattığı en tuhaf suikast girişimiydi.Böyle hadiselerde tecrübe sahibi biri olarak şaşkınlık emaresi göstermedi.Sanki doğal bir olaymışçasına adamı yanına oturtup kahve ısmarladı.Tabancasını uzatıp “Sok cebine,” dedi ve ekledi,” Sen de artık benim askerim sayılırsın.”