Haldun Taner’in ince mizahını hüzünle harmanlayarak insan ilişkilerinin görünmeyen çatlaklarını gösterdiği, sakin temposuna rağmen derin bir iz bırakan öykülerden oluşuyor. Taner, Boğaz’ın sabah sessizliğini sadece bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasının bir yansıması gibi kullanıyor; kimi zaman duru bir huzur, kimi zaman da geçmişin gölgesi satır aralarına sızıyor. Sözün özü Haldun Taner okumayan, çok şey kaybeder.