Ruhumuz, başkalarının arzularıyla düşüncelerine bağlanmış ve boyun eğmiş olarak, almış olduğu
eğitimin otoritesi altında ona hizmet eder ve onun tutsağı olur. Artık kendimize özgü bir gidişimiz yoksa, yularımızdan çevrilmeye de o denli alıştırılmış oluruz; gücümüz ve özgürlüğümüz sönmüştür.
Bir zamanlar, güçlü etkisiyle kendini bize kabul ettiren alışılmış uygulamalardan birini, genelde
yapıldığı gibi kurallar ve örnekler aracılığıyla kurgulayarak değil de kaynaklarına kadar araştırmaya girerek değerlendirdiğimde, bunun temelinin pek sağlam olmadığını, bu uygulamayı, başka kanunları uygulatmayı ve güçlendirmeyi amaç edinmiş olan benim bile terk etmem gerektiğini
düşündüm.
İrademiz hep bizim
isteğimizi mi istiyor. Ondan istemeyi men ettiğimiz şeyi, açıkça aleyhimize olduğu görüldüğü halde
sıkça istemez mi? Aklımızın çıkardığı sonuçlara yönelmeye razı olur mu?