lorin

lorin
@___lorin
Dum vivimus vivamus
Kendinin Ücrası
242 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Hasretin , sevdanın ve memleketin şairine selam olsun
Yılmaz Gruda’nın dizelerine sığınarak…🌹 “Yazmak seni ak kağıda” Bir dağı yazmak, bir boranı Seni ustam - ustalarım … Hasret ile sabır ile yontarak karanlığı Bahasız bir elmas gibi yaratmak insanı “Yani ne mümkün yazmak seni” … Demir çubuklar var idiyse de dönüp devranın Dönüp baktığın yerde “Yani mümkün yok yazmak seni” … Kutsamak elin, yüreğin, emeğin “Ve yazmak seni ustam Yazmak boynum borcu yazmak - ummanda damla.” Ahmed ArifAhmed Arif
Reklam
Kaç kez başa sardım bilmiyorum
Yağmurun bir damlası süzülmüş küfür, Bir damlası, aşk. Senin uykuların hayın, Düşlerin kardeş. Duyar mısın, anlayıp sızlar mısın ki? Gece, samanyollarında rüzgar çıkıncayadek, Mısralarım kardeş - kardeş çağırır Aman Aman hey... Serabın bir sonu vardır, Ufkun, sıradağın sonu. Uçarın, kaçarın bir sonu vardır Senin sonun yok. Mandaların, kavakların pazarı olur, Senin pazarın olamaz… youtu.be/nG1bxIxwMgI?si=...
Birine armağan edilebilir miydi gerçekten ?
bana o kadar çok benziyordu ki
Puan vermedi·468 syf.··
2026 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 17:15
İnsan bazen en büyük savaşı dışarıdaki dünyayla değil, kendi içinde verir aşk yalnızca bir duygu gibi durmuyor insanın aklını, hakikat algısını ve hatta kendine bakışını değiştiren büyük bir kırılma gibi ilerliyor duygusal yoğunluk arttıkça insanın gerçekle arasındaki mesafe de büyüyor. Çünkü bazı hisler mantığın sesini susturuyor. İnsan sevdiğinde yalnızca birini sevmiyor, aynı zamanda kendi içindeki eksik parçayı tamamlamaya çalışıyor toplum ise her zaman bir tanım koymaya çalışıyor. Kimin haklı, kimin suçlu, kimin doğru olduğuna karar veriyor ama insanın içinde yaşadığı fırtınayı hiçbir düzen tam olarak anlayamıyor bir yanda toplumun bekası, kurallar, sorumluluklar diğer yanda insanın kalbine söz geçirememesi… Kitapta en çok etkileyen şeylerden biri buydu: İnsan bazen doğru olduğunu bildiği şeyle, hissettiği şey arasında sıkışıp kalıyor. Ve çoğu zaman aşk, insanı kendisine bile yabancılaştırabiliyor. Aşk neydi? -Belki de insanın kendi yarasını başka bir insanda görmesiydi. Sevgi neydi? -Gitse bile içten silinemeyen bir iz bırakmasıydı. Hakikat neydi? Herkesin başka türlü anlattığı ama insanın gece yalnız kaldığında kalbinde duyduğu o sessiz gerçekti. kitap boyunca ölüm duygusu da hep aşkın yanında yürüyordu sanki. Çünkü bazı sevgiler insana yaşamayı değil, eksilmeyi öğretiyor. İnsan sevdiği kişiyi kaybetmese bile, sevmenin ağırlığı altında eski halini kaybediyor. Ve geriye yalnızca içte taşınan bir iz kalıyor. Belki de en güzel şeyler bu yüzden acıyla hatırlanıyor; çünkü insan ruhunda en derin yere acıyla karışan duygular yerleşiyor.
İsyan Günlerinde AşkAhmet Altan · Can Yayınları · 20013,520 okunma
Çok canım sıkılıyor , kuş vuralım istersen
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci, üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten; ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci? hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten İyi nişan alırdı kendini asan zenci, bira içmez ağlardı, babası değirmenci, sizden iyi olmasın, boşanmada birinci çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen