"Bilseydi beni böyle bırakacağını,belki acırdı da,öldürür öyle giderdi. Beyim! Sen beni vatanın için terk ettin,ben seni kimin için terk edeyim? Benim vatanım da sen idin,canım da sen idin." ...
"Acaba birbirinden ayrılmış da ölmüş iki garibin toprağını havada birleştirecek kadar olsun feleğin insafı yok mudur? (aşıkça bir tavırla) Gel beyim! Benden bir yemin istemiyor muydun? Âlemleri aşk üzerine yaratan Rabbimin bin bir ismine yemin ederim ki,dünyada da ahirette de Zekiye senindir," ...
"Eğer vatan... Vatan olunca... ben... ne derim? Ben ne diyebilirim? Git! Git beyim! Dünyanın bu hâli de varmış! Ben vatanı bilirdim,ben vatan sözünü işitmiştim,ancak iki yüreği birbirinden koparır sanmazdım. Benim gönlümü kopardı,hâlâ içime kanları akıyor. Gözümle görmüş gibi biliyorum. İstediği kadar aksın. Git beyim! Ben olsa olsa,bir iki damla yaş dökerim. İzin vermezsen onu da dökmem,gönlümde saklarım. İsterse her damlası bir damla zehir olsun." ...
"Sonunda ne olacak? O bu memleketten gider,ben de bu dünyadan giderim. Ömrümün her tadını kaybettikten sonra kara toprağın nesi var? Birkaç dakikalık can acısından mı korkacağım?"