Hoşuna gitmeyen bir şeye kalkışırsam beni başarısızlıkla korkuturdun. Görüşün beni o kadar çok etkiliyordu ki eninde sonunda başarısız olmak kaçınılmazdı.
Ne var ki, küçükken bana konuşmayı yasaklamıştın. Elini kaldırarak tehditkâr bir şekilde, "Konuşmak ya da karşı gelmek yok!" derdin. Bu yasak sonrasında da her zaman kendini hissettirdi. Seninle konuşurken tereddüt eden, kekeleyen bir ses tonu takınıyordum. Giderek daha da sessizleştim ve sonunda tamamen sustum. Belki başlarda sana meydan okumak içindi ama daha sonra sen karşımdayken konuşamaz oldum.
Otta için, "Onunla konuşmak mümkün değil. İnsanın üstüne geliyor." dersin. Yaşanan olayla kişiyi birbirine karıştırıyorsun. Senin üstüne gelen aslında olaydır. Daha sonra anlamadan, dinlemeden kişiyi olayla özdeşleştirirsin. Sonrasında söylenen her şey seni ancak daha hırçın yapar, asla ikna etmez.