Gerçeklerin bir gün gün yüzüne çıkacağı realitesi ve bu realiteleri görme yolunda yaşanan heyecan ve alınan haz, paha biçilemez bir merak ve mutluluk kaynağı!
'İnsanlığın en mühim meselesi nedir?' şeklinde bir soruyla karşılaşsaydım, cevabım korku ve düşünebilmek eylemi olurdu.
Birinin kaynağı, içinde yaşadığın kültürel çevre;
diğerinin de atalet ve karın açlığı.
Halbuki ikisi de "cesaret"e kapı aralıyor ama ne mümkün, salt yalnızlaşamıyorsun ki.
Nitekim, Kur'an'ın bolca atıfta bulunduğu "ruh"a ilişkin açıklama; "Sana ruhu sorarlar. De ki: ruh Rabbimin emrindedir. Size bu konuda ilimden ancak pek az bir şey verilmiştir." (İsrâ-85) cümlelerinden ibarettir.
İşte bu kadar! Ruh nedir, ona ilişkin ilimden insanlığa niçin pek az şey verilmiştir, niye verilmemiştir? Bu soruların yanıtı da yok.