"Sesinizde şarabi bir yara var, uzaklığınızdan başım
dönüyor, uzaklığınızdan yaptım bu aşkı, lekesiz bir
kamaşma olmalısınız, ay ışığı sizden çok çekti, ruhunuzu
flütün dumanıyla mı yıkadınız, mavi dansların ateşli
fosforuyla mı aydınlandınız, ah, belki bana da turkuvaz
bir yaz geçer sihirli gözlerinizden!
Sanki çöl idim siz beni nehir yaptınız, içimdeki ıssızlığın
yüzünü güldürdünüz, ruhumdaki gemiler karaya
otururdu eskiden, hüzünlü bir elmaydım eskiden, şimdi
süt akıyor incecik ellerimden, özlemenin dayanılmaz
bir şarkısı vardır ya; işte oramdan kanıyorum, lirik yanım
sızlıyor, bozkır yanım üşüyor, kızılderili, ay ışığı sevgilim,
bıraksam yıllarca ateşimin üzerinde uyuyacaksınız,
kalbimde incelikler sarhoşluğu, sarı güller düşüyor
o masal gözlerinizden!
Gece ve sis içinde yürüyor yüzünüzdeki derenin şıkırtısı,
hüzün dünkü çocuk kalır yanınızda, gözlerinizde
yakamoz vakti ve ay sessizliği, kalbi acıkmış gece
fenerimsiniz, ah benim kanımı ısıtan zalim efendim,
içimdeki karları erittiniz, ağzınızın pınarıyla
susuzluğumu dindirdiniz, evcil bir yağmur meleği
olmalısınız, narın komşusu incir hanım olmalısınız,
bakın güneşiniz bir şarap gibi üzerime dökülüyor,
vazgeçemiyorum bir bahçe kadar derin bakan
gözlerinizden!
Sizden yaza çakılır, sahile inilir, sahilimiz aşk görsün de
büyüsün, şehir maskesini düşürsün de kurtulsun şu