"Tavsiye ettiğim şu: Manda ayaklarına sahip olacağım derken Sokrates'in kafasından olmayın. Bir koyunun taş gibi kafasıyla ortada kalakalmayın. 'Oynarken arkanızı kolla' kuralını unutmayın. Genç Finlandiya'nın, tek becerisi deri bir topun peşinden koşmak olan insanlara ihtiyacı yok. Finlandiya halkının ekonomik, sosyal, fikri ve ahlaki yürütücüleri olacak güçlü insanlara ihtiyaç var.
Acınası şarlatanları, kültürlü halkaların arka bahçelerinden, çöp kutularından başlayarak taklit eden kültürü yetersiz halkları örnek almayın. Paris'ten cafe-chantant'ları (müzikli kafe) öğrenirler. Almanya'dan birahaneleri. İngiltere'den de futbol maçlarını alırlar. Yükseği hedefleyin! Avrupa'daki sanat evlerini ziyaret edin. Fikre tapılan ibadethanelere gidin. Almanya'daki 'Tugenbund'u' yani ' Erdemliler Birliğini' doldurulmuş ve dolduracak binlerce gence öykünün. Ruhunuzu geliştirmek için çalışın. 'Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur' sözünü unutmayın.
Finlandiya'nın gençliği olarak görevinizin ağır bir topu en yükseğe ve uzağa fırlatmak değil, halkınızı en yükseğe çıkarmak olduğunu unutmayın. Vatanınızı daha hızlı kalkındırmak olduğunu da."
Aşağı bakınca manda bacağı, yukarı bakınca koyun kafası gibi kutuya benzeyen boş, hafif bir kafatası tablosu ne hayranlık uyandırır ne de küçük halkımızın yüceliğiyle ilgili kurduğumuz hayallerimizle örtüşür.
"Maalesef en kültürlü halk bile dünyada nasıl yaşanacağına dair hala bir beceri kazanmış değil," derdi Snellman. "Azman bir denizin kıyıyı hızla sular altında bırakması gibi eskiden beri süren hışım ve talan tutkusu taşar askerlerden. Su baskını ancak barajlarla engellenir. Her ordu, ana vatanının sınırlarını binlerce kahramanın bağrıyla muhafaza eden masraflı bir barajdır. Arkasında muhafaza ettiği halkının barış içinde ve özgür emekle yaşamını sürdürmesini sağlar."
Şunu açıkça söyleyeceğim için bağışlayın: Her meslekte olduğu gibi bu meslekte de eğitimci ruhu taşımayan pek çok kişi var. Bunlar zanaatkar bile değil. Bunlar öğretmenlik mesleğini sevmeyen ve bu mesleğe lanetler yağdıran ameleler. Onlara bir dost tavsiyesi vermek isterim: Okulu bırakın! Başka bir meslek bulun kendinize. Muhasebeci olun. Tüccar olun. Her işle uğraşın ama coşkulu bir ruha ve geniş bilgi dağarcığına sahip insanlara ihtiyaç duyulan bu işin yakınından bile geçmeyin.