es953

Yaşamın akışı içinde kuruluveren, dirimsel sayılan herhangi bir isteğin, bir dileğin bağımlılığını getirmediği için de acısizca çözülüveren yüzlerce ilişkiden biri… Gene de, tarihten, sevgiden, sanattan söz etmek olanağını vermiş bir ilişki. Yaşamın her alanı, her ilişkide, konuşma çerçevesine girmeyebilir. Yaşamın her alanı mı demekti bu üç şey? Geriye ne kaldı ki sanki? Bugün bile güçlük çekiyorum karar vermekte.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
O gün, öğle uykusunun bittiğini, günün moda şarkısının altı yerde birden çalınmağa başlaması, pancurların açılması, kepenklerin kaldırılması, araba gürültülerinin birden artması haber verdi bana. Kalktım, sokağa çıktım. Kahve içtim, yürüdüm, sinemaya girdim.
Çarşafında tek tük kan lekeleri gördüm dirseği hizasında. Saydım. Dört leke vardı. Kafamı dört kez duvara vurdum.
“Haydi anneciğim, bir lokma daha" dediği zaman annesinin nazlanmadığını, gerçekten isteksiz olduğunu anlaması biraz vakit almıştı. Ama anladıktan sonra da bildiği anasının yerinde yumuşak başlı, hatır için, söyleneni yapmağa razı olan bir çocuk bulmuştu. Şaşkınlığı anasının iyileşip eve dönmesine dek sürmüştü. Eve döndüğünün ertesi, sabah kahvaltısını güçlükle yürüyerek de olsa, hazırlayan, o bildiği, dik başlı kadındı gene.
İnsanlar yaşama, başkalarının yaşamına, başkalarına, gitgide daha saygısız oluyorlardı. Hoş, saygısız olmak da değildi bu; saygıyı hiç bilmemiş hiç öğrenmemiş olmalarıydı. Bir güzellikle karşı karşıya geldiklerinde artık tanıyamamaları, içlerinde, bir kıpırtı olsun, duymamalarıydı. Ellerine ayaklarına bile, kalabalık içerisinde yaşayan insanlar olarak, söz geçirememeleriydi, neredeyse; zaten ürkek kedileri ürkütmeği kişiliğini kanıtlamak belleyen küçük çocuklardan daha başka, daha olgun bir davranışta bulunamadıklarını anlayamamalarıydı…