Hayatlarının “daha sonra” daha iyi olacağını tahayyül eden insanların söylediklerini her gün defalarca duyuyoruz. Aşkla tanıştıklarında ya da boşandıklarında, tatile gittiklerinde ya da emekli olduklarında, iş değiştirdiklerinde, işlerini bitirdiklerinde ya da zam aldıklarında... Oysa “daha sonra” bazen, çoğunlukla, çok geçtir. Elbette hayal kurmak gerekir ve bazı değişiklikler faydalıdır. Ama hayat burada ve şimdidedir. Bu akşam hayatta olacağımızı kim bilebilir? Ölümün bizim için ne hazırladığını kim bilebilir? Yüreğimiz pişmanlıklarla dolu ölmemek için biraz kuşlar gibi olup şimdinin yoğunluğunda yaşamamak neden?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Guguk kuşu, ahlak kavramıyla bakan insan gözünde tam bir liyakatsizlik örneğidir. Çiftler sadece üremek için bir araya gelir, sonra da ayrılırlar. Dişi, başka bir türün yuvasında yumurtlar, ardından çekip gider, hesap kapanmıştır. Guguk kuşu tarafından, kendi türünden olmayan bir yavruyu beslesin diye katakulliye getirilen ev sahibi-aileye düşer vazife. Yavru çoğunlukla onlardan dört kat büyüktür ve başlangıç olarak kardeşlerini itinayla yuvadan atarak bertaraf eder. Buna rağmen ev sahibi aile, üreme içgüdüsüne kapılarak, guguk kuşu yavrusuna karşı görevlerini yiğitçe yerine getirir. Şunu da kaydetmek gerekir: Bu guguk kuşu hikâyesi dışında, kuşlarda hem aynı türden hem de türler arası -bu sefer gönüllüğe dayalı- birçok evlat edinme vakası görülür. İnsan, evlat edinebilen tek varlık değildir.