KONUSU:
Ünlü Psikiyatrist Doktoru Victor Larenz'in
12 yaşındaki kızı Josy tanımlanamayan bir hastalığa yakalanır ve sık sık nöbetler geçirir. Bir gün doktor muayenehanesindeki randevusu sırasında bir anda, arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolur. Bu olayla çok zor başa çıkan Larenz işini bırakır ve dört yıl sonra Parkum Adası'nda inzivaya çekilir. Bir gün kapısı çalar ve sürpriz bir misafirle karşılaşır.
Anna Spiegel...
Kendisi olağan dışı şizofreni türünden muzdarip bir yazardır. İddiasıysa, kitaplarında yarattığı karakterlerin gerçek hayatta karşısına çıkmasıdır.
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Ters köşelerle dolu, zihninizi karıştıracak ve sizi tedirgin edecek bir şeyler okumak isterseniz, iyi okumalar.
YORUMUM:
Kitap yazarın ilk kitabıymış ve bu beni aşırı şaşırttı çünkü bana göre çok profesyonel bir kurguydu. İnanılmaz akıcı, sürükleyici bir atmosferi vardı. Her kapağını kapattığımda tekrar açmak için sabırsızlandım. Yazardan ilk okuduğum kitap olan Paket gibi bunda da bölümler çok kısaydı ve bence bu akışı olumlu anlamda çok etkiliyor. Konuya gelecek olursak... Aslında ben olayı daha başlarda çözdüğümü düşünmüştüm. Ve yazar o kadar zekice kurgulamış ki kendimden çok emindim. Kitabın son beş sayfasına kadar falan tahmin ettim işte diyordum. Ama son sayfalarda yazar öyle bir şaşırttı ki anlatamam. Yine de tamamen yanılmış sayılmam. Çünkü yazar kitap boyunca belli ipuçları bırakıyor. Bunlar aslında gerçek ipuçları ama aynı zamanda çok yanıltıcı da. O yüzden çok zekice buldum. En sevdiğim yönü de Anna Spiegel sahnelerinde gerçekten tedirgin hissetmemdi. Sanki bir kitap okumadım da bir film izledim. Anlatımı olay odaklı olmasına rağmen yazar seni evrenin içinde yaşatmakta çok başarılı. Gerçekten insan zihninin sınırlarında dolaştığınız