Ahmet karakteri emekli bir mühendis,az insan çok huzur diyerek Podima adında bir kasabaya yerleşiyor. Hayatı kitap okumak, Kerberos adındaki köpeğini yürüyüşlere çıkarmakla geçiyor. Pek fazla arkadaş çevresi olmayan Ahmet Bey'in nadir olan arkadaşlarından Ali'nin eşi Arzu'nun başına gelen talihsiz cinayet üzerine hayatına farklı insanlar girmeye başlıyor. Mehmet'in hikayesi nefes kesici bir şekilde alıp götürüyor ve beklenmedik, insanı hayretler içerisinde bırakan bir sonla kitap son buluyor.
Açıkçası bu yaptığım ilk inceleme olacak ve bu satırları yazarken çok heyecanlıyım. Bir kitaptan bu denli etkilenecegimi hiç düşünmezdim. Beni şaşkınlık mı yoksa dehşet duygusuna mı sürükledi anlamadığım bu romanda okuduğum her satırda adeta bir baş dönmesi yaşadım. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Ve kitaptan şu satırları alıntılayarak veda ediyorum.
“Ne denir bilirsin: Denizler ötesine giden kişi yalnızca iklimi değiştirmiş olur, aklını değil. Senin ihtiyacın olan sürekli gezmek değil, kaplanın sırtından inmek. Hatırlıyorsun değil mi; hani bir adam kaplanın sırtına binmiş, bir türlü inemiyormuş. Çünkü sırtından indiği zaman hayvanın kendisini yiyeceğinden korkuyormuş. Ama bir insan ömür boyu kaplanın sırtında oturamaz ki! Artık kaplandan inmen, her şeyle, özellikle de geçmişinle yüzleşmen gerekiyor....."
Sevgiyle kalın...
Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi