Haklarında verilmiş bir mahkeme kararı bile yokken 33 yoksul Kürt köylüsü 28 Temmuz 1943 günü tan vaktinde, Sefo Deresi'nde , sorgusuz-sualsiz kurşuna dizilmiş insanlık adına bir vahşet işlenmiştir.
O gün, sabahın o saatlerinde kurşuna dizilen yalnızca 33 Kürt köylüsü değildi. 33 candı, 33 umut, 33 sevda, 33 özlem... 33 İNSAN...
Gözü dönmüş ırkçılığın yön verdiği bu keyfi katliamın üzerine bir giz perdesi çekilmek , böylece gerçekler karanlıkta boğulmak istendi. Katliama gülünç gerekçeler hazırlandı. Yalan beyanlar alındı, sahte belgeler düzenlendi. Bilinçler karartılır, gerçekler karanlıkta tutulur sanıldı. Ama olmadı; mızrak çuvala sığmadı. Aradan altı yıl geçtikten sonra yasak perdesi aralandı. Mahkemede hesap soruldu. Suçlular cezalandırıldı.
Olay bu yönüyle kapanmış sayılabilirdi. Ancak beni, insanların mahkum olması değil, anlayışların mahkum edilmesi ilgilendiriyor. Tek tek kişilerin, özünde bir kurban olan katillerin değil, bir bütün olarak sistemin ve ona egemen olan ırkçı, inkarcı ve imhacı zihniyetin mahkum edilmesidir önemli olan...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız
Yetmiyor; bilimde, teknikte, insan hakları, temel hak ve özgürlükler alanında yaşanan devrimsel gelişmelerin insanlığa yeni ufuklar kazandırdığı, insan odaklı yeni bir dünyanın kurulmakta olduğu küresel çağda bile, Türkiye Cumhuriyeti Devleti köylüleri kurşuna dizen katilin adını, onları kurşuna dizen tabura veriyor!