Günay Aslan

Otuzüç Kurşun yazarı
Yazar
9.1/10
10 Kişi
81
Okunma
8
Beğeni
3.049
Görüntülenme

Hakkında

1960 yılında, Van'da doğdu. Kürt yazar, gazeteci ve şair. Cumhuriyet, Hürriyet, Gündem ve Özgür Politika gazetelerinde görev yaptı. Sokak Dergisi Doğu ve Güneydoğu Anadolu temsilciliğini yaptı. Aynı yıl Halk Gerçeği ve Yeni Halk Gerçeği dergilerinde yayın koordinatörü olarak görev yaptı. 1991 yılında haftalık Yeni Ülke gazetesinin yayın yönetmeni oldu. 1991 sonundan 1993 Ekim ayına kadar serbest gazeteci olarak çalıştı. Bu süre içinde özellikle Avrupa’daki görsel ve yazılı basına Kürt sorununa ilişkin gelişmeleri aktardı. 33 Kurşun/ Yas Tutan Tarih adlı kitabından ötürü 1993 yılında tutuklandı. İki yıl tutuklu kaldıktan sonra, 1995 yılında serbest bırakıldı. Aynı yıl, hakkında daha önce açılmış olan davaların ağır hapis cezalarıyla sonuçlanması nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. 1995 Eylül ayından 1999 Ocak ayına kadar MED TV’de haber müdürü, moderatör ve program yapımcısı olarak çalıştı. Aynı yıl aktif gazeteciliğe son verip yazı çalışmalarına ağırlık verdi. Halen Almanya’nın Köln kentinde politik göçmen olarak yaşamını sürdüren Aslan’ın yayımlanmış dokuz kitabı bulunmakta. Özgür Politika köşe yazarlığı yapıyor.
Ünvan:
Yazar
Doğum:
Özalp- Van, 1960

Okurlar

8 okur beğendi.
81 okur okudu.
2 okur okuyor.
15 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 37.5
Erkek% 62.5
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
3 Eylül 1989 günü Van ili Çatak ilçesi kırsalında; Ermişat köyü yakınlarında, Kato Dağı civarında çıkan çatışmada da kimyasal silah kullanıldığı söyleniyordu. Van İnsan Hakları Derneği yörede yaptığı incelemede Kato Dağı eteklerinden önemli bir arazi parçasının yandığını, alana bir megatonluk napalm bombaları atıldığını tespit etmişti. Buna rağmen adalet mekanizması, basını, siyaseti, üniversiteleri ve kanaat önderleriyle Türkiye üç maymunu oynuyordu.
Sayfa 23
Askerliğini Siirt Tugayı'nda 'yazıcı' olarak yapan bir tanık, 'gazetelerde Siirt çöplüğünde insan kemikleri haberini okuyunca, bunlar bizim attığımız ölüler dedim' diyor ve dergiye çok önemli açıklamalar yapıyordu. 'Yazıcı' er şunları anlatıyordu: 'Tugay'a ölüler gelince biz gider inceler, tutanak tutardık. Nasıl öldürülmüş, neyle, kaç kurşunla falan bunları biz yazardık. Bazen on beş, on altı yaşlarında çocuk ölüleri de gelirdi. Erler bunlarını çoban olduklarını söylerdi. Komutan ise 'Ermeni' derdi. Ölüler daha sonra Tugay'daki erlere gösterilirdi. Cesetler yan yana dizilir, erler sıra halinde gelir izlerlerdi. Bu da eğitimin bir parçası haline gelmişti. Ve kimse de yadırgamıyordu. Herkes kabul etmişti. İnsan bunun ne anlama geldiğini terhis olduktan, o elbiseyi çıkardıktan sonra anlıyor... 'Sonra o ölüleri çöp torbalarına doldurur, çöp arabalarına atardık. Kasaplar Deresi bizim çöplüğümüzdü. Çöp arabaları ceset torbalarıya dolu çöplerini oraya boşaltırlardı..
Sayfa 46
Reklam
Reklam