Askerliğini Siirt Tugayı'nda 'yazıcı' olarak yapan bir tanık, 'gazetelerde Siirt çöplüğünde insan kemikleri haberini okuyunca, bunlar bizim attığımız ölüler dedim' diyor ve dergiye çok önemli açıklamalar yapıyordu. 'Yazıcı' er şunları anlatıyordu:
'Tugay'a ölüler gelince biz gider inceler, tutanak tutardık. Nasıl öldürülmüş, neyle, kaç kurşunla falan bunları biz yazardık. Bazen on beş, on altı yaşlarında çocuk ölüleri de gelirdi. Erler bunlarını çoban olduklarını söylerdi. Komutan ise 'Ermeni' derdi. Ölüler daha sonra Tugay'daki erlere gösterilirdi. Cesetler yan yana dizilir, erler sıra halinde gelir izlerlerdi. Bu da eğitimin bir parçası haline gelmişti. Ve kimse de yadırgamıyordu. Herkes kabul etmişti. İnsan bunun ne anlama geldiğini terhis olduktan, o elbiseyi çıkardıktan sonra anlıyor...
'Sonra o ölüleri çöp torbalarına doldurur, çöp arabalarına atardık. Kasaplar Deresi bizim çöplüğümüzdü. Çöp arabaları ceset torbalarıya dolu çöplerini oraya boşaltırlardı..