“Uyumsuzluğunu orjinallik zanneden insanlardan etkilenmiş olmalıydı. Yadırganmayı göze alsa da bir yandan tek başına kalma riskine karşı önlemler almaktan geri durmuyordu. Bunun için etrafında bir sempati halkası oluşturmuştu. Kendisi gibi olmak isteyenlere “başka türlü” olmanın yollarını gösteriyordu. Kılık kıyafetten hâl ve tavırlara kadar “değişik” olmanın raconunu bir tür grup davranışı olarak göstermek daha etkiliydi ne de olsa.”
Alıntıyı geçtiğimiz günlerde andığımız katilin marjinal girişimlerini, yaşam tarzının boyundan büyük olup ona ve katlettiği iki cana ne tür bir cehennem hazırladığını düşünerek okudum.
Toplumun vahşetinin sebepleri çok fazla lakin bunlardan bir kaçının doğru inancın açlığı ve başkalaşmanın doyumsuzluğu olduğu inancındayım.
Davranışların, sembollerin ideolojilerle ve inançlarla bağlantıları olduğunu görmeliyiz. Bundan sebep görmezden gelip, hevestir geçer diyemeyiz.
Hedeflerimizi ve örnek şahsiyetlerimizi kendi kimliğimiz ve toplumumuz için hakkaniyetli seçmeliyiz.
Dijital platformların sıkıntı içeren odağını doğruları ile değiştirip, ciddi bir güçle bizler yönetmeliyiz.
Bilim, sanat, tarih, din, edebiyat…
Kültürel yozlaşmaya izin vermemeliyiz.
Olaylar kendi dünyamızın kararmasına yol açtı, canımız çok yandı. Fakat ümitsiz ve korkak olursak kötülüğün hepimizi sarabilecek yakınlıkta olduğunu idrak etmeliyiz. İslam’ın öğretilerinin mükemmelliğini, hukukunu ve düzenini dünyamıza aşılarsak, etkilenen taraf değil etkileyen taraf olabiliriz.
Korkuyorum ama devletten beklersek daha çok bekleyeceğimizin farkındayım.
#okumakdeğiştirir