10/ 10
“Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.” Cemil Meriç
Öncelikle kitabı çok sevdim, kendime uyguladığım öğrenim serüvenimden bir şeyler bulmak, çabasına şahit olmak çok hoş geldi. Edindiği tecrübeleri ve çalışma disiplinini paylaşması oldukça teşvik edici. Ayrıca tespit ve örneklendirmeleri çok iyi. Tavsiyedir.
Altay Cem Meriç’in kendi öğrenme yolculuğundan biriktirdikleri ile tüm yolculara sunduğu kitap.
Muhteva; Öğrenmek nedir, ne olmalıdır, öğrenmek ne değildir üzerinden bir girizgah ile toplamda 6 bölümü kapsıyor. Neyi bilmediğini bilmek, deneyim müşahade, kaynak seçimi, zaman planlaması, okul akademi… Başlık içinde başlıkla, hacmi kısa olan bir kitaba çok konu sığdırdığını görmüş oluyoruz. Bu da okuyucu için daha kazanımlı diye düşünmekteyim.
Ve bu başlıklarda açılan sekmelerden;
ilimde hezarfenliği yani çok yönlülüğü teşvik ediyor. Aynı zamanda dil öğrenmenin düşünce dünyasını genişleten temel araçlardan biri olduğunu; bireysel çabanın kolektif üretime katkı sağlaması gerektiğini ve tercüme çalışmalarının ilim dünyasındaki önemini vurgulamakla beraber, kendi deneyimini de örneklendiriyor.
Eser, modern alışkanlıkları da sorguluyor: ekrandan okumanın dikkat ve süre yönetimini zorlaştırabileceğini ifade ederken, sosyal medyanın teşvik yönünü de vurguluyor. Tembelliğin insanı yorduğunu, asıl dinçliği sağlayanın düzenli çalışma olduğuna işaret ediyor; vakit tayininin ve planlı öğrenmenin önemine özellikle dikkat çekiyor. Akademinin ve eğitimin nasıl olması gerektiğine dair eleştiriler sunarken, müfredatın ne öğrenileceğine dair kabataslak bir çerçeve verdiğini ama asıl gelişimin kişinin kendi tecrübesi ve gayretiyle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitabı, öğrenmeyi bilinçli, iradeli ve sürdürülebilir bir çabaya