Ceyda Adıyaman Öztürk

Ceyda Adıyaman Öztürk
Nöhü yl/ Kelam İslam’ın kızı kültürlüdür, donanımlıdır, ferasetlidir. İslam ona şeref, asalet ve itibar verir. Bookstagram: instagram.com/__okur__?igsh=M... _okur_
Scü/ İlahiyat Fakültesi
Niğde
Niğde
329 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·274 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 20:29
Kelam İlminde Metodoloji, kelam ilminin iman esaslarını temellendirirken kullandığı akıl–vahiy dengesini merkeze alarak sistemli bir düşünme çerçevesi sunar. Recep Ardoğan, bilgi, delil ve istidlal kavramlarını analiz ederek kelamcıların hakikate ulaşma yöntemlerini açıklığa kavuşturur. Eserde te’vil, nassların yorumu ve farklı görüşlerin uzlaştırılması gibi meseleler üzerinden klasik ve modern metodolojik yaklaşımlar karşılaştırılır. Sonuç olarak kitap, kelamın sadece içerik değil aynı zamanda güçlü bir düşünme ve ispat disiplini olduğunu ortaya koyan bütüncül bir tahlil sunar. Ağır bir alan kitabı olmasına rağmen, ben çok akıcı buldum. Hatta bazı cümleler edebi idi :)
Kelam İlminde MetodolojiRecep Ardoğan · Klm Yayınları · 20222 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·144 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 01:49
10/ 10 “Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.” Cemil Meriç Öncelikle kitabı çok sevdim, kendime uyguladığım öğrenim serüvenimden bir şeyler bulmak, çabasına şahit olmak çok hoş geldi. Edindiği tecrübeleri ve çalışma disiplinini paylaşması oldukça teşvik edici. Ayrıca tespit ve örneklendirmeleri çok iyi. Tavsiyedir. Altay Cem Meriç’in kendi öğrenme yolculuğundan biriktirdikleri ile tüm yolculara sunduğu kitap. Muhteva; Öğrenmek nedir, ne olmalıdır, öğrenmek ne değildir üzerinden bir girizgah ile toplamda 6 bölümü kapsıyor. Neyi bilmediğini bilmek, deneyim müşahade, kaynak seçimi, zaman planlaması, okul akademi… Başlık içinde başlıkla, hacmi kısa olan bir kitaba çok konu sığdırdığını görmüş oluyoruz. Bu da okuyucu için daha kazanımlı diye düşünmekteyim. Ve bu başlıklarda açılan sekmelerden; ilimde hezarfenliği yani çok yönlülüğü teşvik ediyor. Aynı zamanda dil öğrenmenin düşünce dünyasını genişleten temel araçlardan biri olduğunu; bireysel çabanın kolektif üretime katkı sağlaması gerektiğini ve tercüme çalışmalarının ilim dünyasındaki önemini vurgulamakla beraber, kendi deneyimini de örneklendiriyor. Eser, modern alışkanlıkları da sorguluyor: ekrandan okumanın dikkat ve süre yönetimini zorlaştırabileceğini ifade ederken, sosyal medyanın teşvik yönünü de vurguluyor. Tembelliğin insanı yorduğunu, asıl dinçliği sağlayanın düzenli çalışma olduğuna işaret ediyor; vakit tayininin ve planlı öğrenmenin önemine özellikle dikkat çekiyor. Akademinin ve eğitimin nasıl olması gerektiğine dair eleştiriler sunarken, müfredatın ne öğrenileceğine dair kabataslak bir çerçeve verdiğini ama asıl gelişimin kişinin kendi tecrübesi ve gayretiyle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitabı, öğrenmeyi bilinçli, iradeli ve sürdürülebilir bir çabaya
Öğrenmeyi ÖğrenmekAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 20243,570 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 02:00
el-Hikemü’l-Atâiyye İbn Ataullah el-İskenderî’nin en önemli ve en meşhur eseridir. Tasavvuf tarihinde en çok okunan metinlerden biri kabul edilir. Kitap, 264 hikmetli sözden ve ayrıca münâcatlardan oluşuyor. Bu sözler kısa, yoğun ve derin anlamlı, öyle ki gerçekten sindirerek okumaya çalıştım. Her bir hikem kulun manevî yolculuğuna rehberlik edecek şekilde kaleme alınmış. Bir mürşidin öğretilerini sakince oturup dinliyorsun gibi bir his oluştu. Bu eseri hem Ramazan ayında hem Vefa Sultan dizisi eşliğinde okuduğum için ayrıca etkili oldu. Okuduğum en iyi tasavvuf eserlerindendi. Çok beğendim. Bu güzel eseri hazırladığı için @sufikitap a teşekkür ediyorum.
Hikem-i AtâiyyeAtaullah İskenderi · Sufi Kitap · 202628 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 02:16
Niğde Dava Hanımları Okuma Grubumuzla şubat ayı tahlil kitabımız, Hindistanlı Zakir Naik hoca tarafından yazılmış ve İdrak Yayınları tarafından yayımlanmış olan “Sorun Sorular“ kitabı idi. Yazar, gayrimüslimlerin İslam hakkında sık sorduğu 19 soruya sade ve akıcı bir dille cevaplar sunuyor, karşı görüşü, hitap ettiği kitleyi iyi analiz ettiğini gösteren bir anlatım sunuyor ve onların mantık temeline uygun açıklamalar yapıyor. Velhasıl kitap günlük hayat ve metin karşılaştırmalarından güzel örnekler vererek, konuları temel seviyede anlaşılır hâle getiriyor. Tekrar altını çizeyim, çok temel bir kitap. Fakat bize temel gelen başkasına daha detaylı gelebilir elbette. Tavsiyedir. Konferans ve videolarını izlemenizi öneririm. Kendisine önyargılı bir kesim mevcuttur, fakat Kur’an ve sünnet ehli bir kimse hakkında hüsnü zandan gayrısını beslemeyi doğru bulmuyorum. Rabbim kendilerinden razı olsun. Ben çok severim, özellikle Akaid cevapları noktasında tavsiye edilebilecek isimler arasında olduğu kanaatindeyim. Alıntı olarak son soru olan 19. bölümü nasıl cevaplamış paylaşayım :) Müslümanlar neden gayrimüslimlere ‘kâfir’ diyerek onları rahatsız ediyorlar? Sorusu 1. ‘Kâfir’ Reddeden Anlamındadır ‘Kâfir’ kelimesi reddetmek veya gizlemek manasına gelen ‘küfür’ kelimesinden türemiştir. İslamî terminolojide kâfir, İslam hakikatini gizleyen veya reddeden kişiler manasına gelmektedir ve İslam’a inanmayan kişilere İngilizce’de ‘non-Muslim’ yani gayrimüslim denir. 2. Rahatsız Oluyorlarsa İslam’ı Kabul Etsinler Eğer Müslüman olmayan bir kişi, gayrimüslim manasına gelen kâfir kelimesini hakaret olarak algılıyorsa İslam’ı kabul etsin, böylelikle biz de ona kâfir (yani gayrimüslim) diye hitap etmeyi bırakırız.
Sorun SorularZakir Naik · İdrak Yayınları · 2021163 okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2026 4. kitabı
10/10 Neden? … Kitabın son sayfasında “ Beni ağlama hakkından yoksun bıraktılar.” yazıyor. Kitap o sızıyı veriyor ama ağlayamıyorsunuz bile. Çünkü anlamlandırılamıyor. Sadece Neden diyorsun. Yazar’ın romanı klasik romanlardan ayrılıyor diye düşünüyorum. İlk sayfasından beri, Diana adındaki kız çocuğunun etrafındaki bir çok kişinin dilinden, tanık ifadesini andıran iç sesler okuyoruz. Asıl tanıklar hariç… Bir çocuğun en yakınları tarafından (!) yaşadığı sorunları okuyoruz ama kafamızda bir çok cevapsız soruyla, öyle üstü kapalı ki… Diana’nın iç sesini hiç duymadık mesela. İşte buna ağlayabiliriz. İstismara uğrayan çocukların sesini de, ifadesini de duymuyoruz. İşte en çok buna ağlayabiliriz. Bu ayrıntı edebi yönden çok anlamlıydı. Belki benim yaptığım tahlil dışında ne çıkarımlar vardır ödül almış bir kitap olduğuna göre. Akıcılığına bayıldım. Genel anlamda anlatıyı çok beğendim. Çocuk istismarı, dünya kamuoyu önünde yürekleri yakacak trajedik olaylarla gündemde. Bir çocuğun canını yakacak herhangi bir şeyi bile düşünürken başımıza ağrılar giriyor, bütün bunları kaldıramamış bir bünye ile bu kitabı okudum. Ve resmen daha kötü şeyler duymanın verdiği ruh ile kitap hafif kaldı. Bir çocuğa üzülürken, daha kötüsünü yaşamadı diye sevinmek mi? Sosyolojik açıdan bakıldığında, ciddi bir sorun bu. Olay ve duyguları puanlar hale geldik. Keşke hiçbir çocuğun canı yanmasa, kimse bir çocuğa kıyacak kadar şeytanlaşmış olmasa. #sakar #metisyayınları #alexandreseurat #epstein #bookstagrammer
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma