Ara sıra palazlanan umut rüzgarı ruhumu bir hayhuy içinde bu kıyıya doğru sürüklüyordu. Ne var ki, düşlerimde bile erişemiyordum bu kıyıya. Karadan, ters yönden esen bur rüzgar beni her seferinde geri itiyordu. Us her zaman duygu hummasına karşı direniyor, sağduyu her zaman tutkunun kulağını büküyordu.
"Gözlerinde o gece gördüğüm o bakış, o gülüş..." Gene duraladı. Sonra sözünün arkasını çabuk çabuk getirdi: "O gece gözlerinde gördüğüm bakışın, gülüşün içimi sevinçle doldurması boşuna değilmiş meğer! Koruyucu melekler diye bir şey kulağıma çalındıydı. En uydurma masallarda bile bir gerçek payı vardır. Yüzüne bakmaya kıyamadığım iyilik perim benim... İyi geceler!"
Salt benden daha büyük olduğunuz, benden çok yer gördüğünüz için bana buyurmaya, söz geçirmeye hakkınız olduğuna inanmıyorum efendim. Üstünlük savınızda haklı olup olmayışınız, yaşınızdan, deneyimlerinizden yararlanabilme derecenize bağlıdır.
Benliğimin özünde hala yumuşak kalmış bir şey var. Sert kabuğumdaki birkaç çatlağın içinden de bu öz hala dışarı vuruyor. Nasıl, benim için umut var mı dersiniz?