-Bazı şeyler üzerinde durulunca önem kazanır, kendiliğinden bir önemi yoktur oysa. Bu da öyle bir şey.
-Yani?
-Engel diye düşündüğün şeyi düşünmemiş olsaydın, engel olduğunu hiçbir zaman ayırt edemeyecektin.
-Ama var oldukları için düşünüyoruz onları.
-Acaba? Belki de biz var kılıyoruz.
-Çok hoşsun, dedi Sitare, biliyor musun bazen beşe kadar sayamaz gibi duruyorsun ama başladın mı arkasını getiriyorsun, sende anlayamadığım şey bu.
-Sense sonsuza kadar sayacakmış gibi görünüyorsun ama beşe gelince tıkanıyorsun, ben de bunu anlayamıyorum.
--Şartlarımız başka. Benim engellerim var.
--Engeller benim de var. Herkesin kendisine göre engelleri var
--Ama seninkilerin cinsi başka. Hatta icat seninkiler.
--Bana engel olarak görünmesi yeterli değil mi?
Ama kapalı yerden kurtulmadıkça kapalı yere alıştığını fark edemiyor. Ama bir kez açık havaya ulaşınca, o kapalı odalarda nasıl bir cinnetli hayatını sürdürdüğünü, bu hayata nasıl olup da katlanabildiğini havsalası almıyor.