Bu boşluk dolmayacak gibi,
Kapatmak için neler yapmadım ki...
Anlaşılır gibi değil.
Belki de baştan açık,
Hatta apaçık bırakmalıydım onu.
Temas etmeliydi havayla ve suyla;
Ne bu hengameyle uğraşırdım o zaman,
Ne de böyle devasa bir meseleyle kalırdım baş başa.
6/6/2026
Pınar PEKĞÖZ
Ilık bir meltem
Sayfaları nazikçe havalandıran.
Saç telimden birini seçti,
Düşürdü birdenbire ellerime.
Bir nota çıkarttı,
"Tırnağımın eseri" derim kendisine.
Bilmediğim bir tınıyla aşık etti kendine.
Esnedi kimi zaman,
Dolandı parmağıma
Beklentilerimin çıkmazındaki yol ayrımında
Yüreğime ise yerleşmesine izin vermedim,
Yakıştığı yere ihanet etsin istemem
İhanet ne büyük bir günah!
Ah!!
5/6/2026
Pınar PEKĞÖZ
Güneşin cömertliği
Damarlarımdaki deli kanı coşturmaya yeterli,
Dağlar gibi dik ve mağrur gözlerime
Ulaşmak neden bu kadar zor peki?
5/6/2026
Pınar PEKĞÖZ
Bir anten direğindeki kuş mağrurluğu,
Konacak başka bir yer yokmuşçasına...
Yüklerinden arınmış, dinlenmek ister gibi.
Hayallerimdeki tutkununsa tasviri yok.
Ufuk çizgisinde gözlerim,
Sensizliğe gönderdiğim bir uçurtma;
Süzülsün senli diyarlara...
Bulutlarla gizli fısıldaşmalar,
Zirve yapmış bir huzur var kanatlarımda.
Bakışlarımdaki sensizlik,
"Olsun" der gibi bir çaresizlik...
Bir omuza konan baş gibi,
Bir dirsek teması,
"Varız" der gibi sonsuzluğa...
Beyaz ve gri bulutlar,
Sırlarını paylaşmışçasına yan yana,
Kimi zaman iç içe...
Yağmura kurdukları kumpas,
Planlarını istedikleri gibi işletmekte.
Bir hasada çekecekleri görsel ziyafet,
Gökkuşağına nispet niteliğinde.
Bir damla suya muhtaçken,
Peki benim payım nerede?
Kim bilir, belki de o beklenen damla,
Sitem bittiği an düşecek toprağa.
Belki bir dönemeçte,
Belki de ismimin baş harflerinden yükselecek,
Dökülecek yüreğime...
4/6/2026
Pınar PEKĞÖZ