Rukiye Bal Atlas

Rukiye Bal Atlas
Sus ki ürkütmeyesin kitapları... instagram.com/__hilye__?igshi...
-Okul Öncesi Öğretmeni- Akıl ve Zeka Oyunları/Robotik Kodlama Eğitmeni
331 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
instagram.com/__hilye__?igsh=... 🍃Kelime anlamı olarak süs, ziynet, güzellik gibi anlamlara gelen hilye bunların yanında suret, sıfat, hilkat gibi anlamlar da taşımaktadır. Kütüphane raflarını süsleyen güzel kitapların , okudukça ömrümü,  ruhumu, kişiliğimi ve hayatımı süslemesini ümid ettim. Okuduğum her satırın sadrıma nakş olmasına niyet ederek dünya nimetleri içinde yegane ziynetim olmasını diledim. Bundan dolayı sayfamın ismi Hilye😊 Okuduğunuz her satırın sadrınıza işlemesi duası ile ....
Reklam
Muhabbet olsundu:)
Bu fotoğrafı İzmir’deki bayram ziyaretimizde çekmiştim. Tahmini 60 küsür yaşlarındaki sevim teyzenin bahçesinde. Yeni taşındığı evinin minicik bahçesini öyle güzel bir hale getirmiş ki; her şey kendi elleriyle yaptığı dekorasyonlar. Bu fotoğraftaki köşe, makrome salıncak, ufak su şelalesi vs. Evin bahçesi kadar içereside el emeği ile süslenmişti. Bir çoğu geri dönüşüm materyalleri ile yapılmıştı, sohbet ederken “aaa bizde çocuklara şundan yaptırmıştık, bu malzemeyi şöyle kullanmıştık “ falan dediğimde oldu: ) Sevim teyzeden çok güzel okul öncesi öğretmeni olurmuş. Ben bulunduğu yeri güzelleştiren, elindekini dönüştürebilen ve mutlu olan insanlara çok imreniyorum. Galeride fotoğrafı görünce de paylaşmak istedim. Şu dönemde fazlaca yeniye, pahalıya, markaya özenildiğini (hatta yer yer benimde özendiğim, mübalağa ve gereksiz şeyleri istediğim oluyor) görüyorum ama mesele kendini sevmek midir? az ile yetinmeyi  bilmek midir? Şükretmeyi unutmamak mıdır? İşte orasını bir türlü çözemiyorum. Belki çok alakasız olacak ama Sinan Canan’ın “Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler” isimli kitabında eskilerle ilgili bir alıntı vardı. O kadar işlemiş ki bana benzer konularda aklıma hep o kısım geliyor. Alıntıyı da paylaşarak bitireyim. Sizce asıl mesele ne??? #alıntı Ben böyleyim, çünkü bir iki nesil önce, tek bir köstekli saatle, yırtık pırtık kapları olan birkaç kitapla, arkalı önlü olarak dikkatlice kullanılan sarı saman kağıtlarıyla , yıllanmış ve kaplamaları kalkmış mobilyalarla, gıcırdayan yaylı yataklarıyla bir ömür geçirmiş ve mutlu olmayı becermiş büyüklerim vardı. Tükettikleri kadar değil, tasarruf ettikleri kadar insan olacağına inanmış insanlar gördüm ben.Hırkasını , ayakkabısını, pantolonunu değiştirmeden önce “tamir ettirmeyi " düşünmek zorunda oldukları bir ortamda büyümüş