Osmanlıcılık ise, " Ne mutlu Türk'üm diyene! " olarak ifade edilen, yeni devletin üç stratejik dayanağından birisi olan değerlendirmenin fikrî alt tabanını oluşturmuştur. Çünkü Osmanlıcılık akımının savunucuları, Osmanlı topraklarında yaşamakta olan Türk, Rum, Musevi, Ermeni, Arnavut, Arap ve öteki etnik toplulukların tek bir Osmanlılık çatısı altında toplanması ve her bireye Osmanlı yurttaşlığı tanınması gerekliliğini ortaya koymuşlardır.
" Dostlarım, kardeşlerim, vatandaşlarım!.. Bir gün, bu millet Orhon'dan Tuna boylarına kadar devletler kurmuştu. Şanlı şerefli Türk milleti özgürlüğüne kavuşacak, müstevli de geldiği yere gönderilecektir. Buna emin olunuz kardeşlerim!.. "
" Ey Türk ve Müslümanlar!
Bugün gözlerimizin önünde öteyi görmeye engel olan bir karanlık var. Bu karanlık belki aylar, belki de yıllarca devam edebilir. Fakat Türk ve Müslüman dünyası, elbette bir sabaha kavuşacaktır. Ufkumuzda güneş doğacak ve ortalığı aydınlatacaktır.
Türk istiklâl güneşi, şimdi sapsarı olan benizlerimize taze bir pembelik, ümit, saadet ve zafer getirecektir. Gözlerimizi, bu güneşi görmeye alıştırmalıyız. Fatihlerin, Yavuzların, Kanunîlerin ülkesi, istiklâlsiz kalamaz.... "