"Bizler(kadınlar), tıp tarihi boyunca pasif izleyiciler değildik. Bugünkü sistem, kadın ve erkek şifacılar arasındaki rekabetten doğdu ve şekillendi. Tıp mesleği, bize ayrımcılık yapan herhangi bir kurum değil; bizi dışarıda tutmak için tasarlanmış ve dikilmiş bir kaledir. Bu da bize, sağlık sistemindeki cinsiyetçiliğin tesadüfi olmadığını anlatıyor. Yalnızca toplumun cinsiyetçiliğinin bir yansıması ya da bireysel olarak doktorların cinsiyetçiliğinin sonucu da değil. Bu olgu, tarihsel olarak tıp biliminin kendisinden bile daha eskidir; kökleri çok derinlerde olan kurumsallaşmış cinsiyetçiliktir."