Zeyneb Azimova

Zeyneb Azimova
@__zeyneb__
Teacher
Baku State University
Baku
Baku
226 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Söz bir esintidir, o yüzden zekanın titreyişi de yaprakların titreyişine benzer
Sayfa 538 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları II Cilt·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eşitliğin temel düsturu ücretsiz ve zorunlu eğitimdir. İşe alfabeyi öğrenme hakkından başlanmalıdır. Herkes için zorunlu ilköğretim, kapısı herkese açık olan ortaöğretim yasasıyla özdeş okullardan eşit bir toplum çıkar. Evet bilgi! Aydınlık! Aydınlık! Her şey aydınlıktan gelir ve onun içinde dönüşür
Sayfa 537 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları II Cilt·Kitabı okudu
Her egemenlik kamu hukukunu oluşturmak ıçın kendinden bir şeyler katar. Herkes aynı miktarda katkı sağlar. Herkesin herkes için özveride bulunmasına Eşitlik denir. Kamu hukuku herkesin hakkının herkes tarafından güvence altına alınmasından başka bir şey değildir. Herkesin herkesin hakkını korumasına Kardeşlik denir. İç içe geçen tüm bu egemenliklerin kesişim noktası toplumdur. Birleşme anlamına gelen bu kesişim, bir düğüm noktasıdır. Buna toplumsal bağ denir. Bazıları buna toplumsal sözleşme diyor, zaten bağ sözcüğü içinde sözleşmeyi de barındırdığından ikisi de aynı anlama geliyor. Eşitlik konusunda anlaşalım; çünkü özgürlük tepe noktasıysa, tabanda eşitlik var demektir
Sayfa 537 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları II Cilt·Kitabı okudu
Benin ben üzerindeki bu egemenliğine Özgürlük diyoruz
Sayfa 536 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları II Cilt·Kitabı okudu
İç savaş ne anlama geliyordu? Yabancı bir ülkeyle savaş diye bir şey var mıydı? İnsanların tüm savaşları kardeşler arasında gerçekleşmiyor muydu? Savaş sadece amacına göre tanımlanabilirdi. İç savaş ya da yabancı ülkeyle savaş diye bir şey yoktu; sadece haksız ve haklı savaş vardı. İnsanlığın o büyük uzlaşmayı sağlayacağı güne kadar, en azından acele eden geleceğin geç kalmış geçmişe karşı savaşması zorunlu olabilirdi. Bu savaşı neyle suçlayabilirdik ki? Savaş utanca, kılıç hançere ancak adaleti, ilerlemeyi, aklı, uygarlığı, gerçeği yok ettiği zaman dönüşebilirdi. Bu durumda, iç savaş ya da yabancı bir ülkeyle savaş haksızlaşmış olur ve suç olarak adlandırılırdı. Adaletsiz oldukça, savaşın bir türünün diğerini hor görmeye hakkı var mıydı?
Sayfa 462 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları II Cilt·Kitabı okudu