MERDİVEN MASALI
“Bunların benimle ne alakası var” diyecek herkese ithaf edilmiştir.
“Kimsin sen?” diye sordu Şeytan...
“Ben doğuştan ayak takımından biriyim ve baldırı çıplak herkes kardeşimdir. Ah, ne kadar da çirkin bir yerdir dünya ve insanlar ne kadar da sefil!”
Bunları alnı açık yüzü ak, yumrukları sıkılı genç bir adam söylüyordu. Pembe şeritli beyaz mermerden yapılmış yüksek basamaklı merdivenin başında duruyordu ve göz-lerini uzağa, sefaletin gri kalabalıklarının, yatağından çıkmış nehrin çalkantılı suları gibi uğuldadıkları yere dikmişti. Hiddetle kabarıp kaynayan kalabalıktan kara kuru ellerden oluşmuş bir orman yükseliyor; kulakları sağır eden öfke ve gazap çığlıkları yeri göğü inletiyor ve yankılanan sesler uzaktaki bir top ateşi gibi usul usul sönüyordu. Sarı toz bulutu içerisinde kalabalık büyüdükçe büyürken, tek tük karartılar kül rengi ufuktan çıkarak belirgin bir hal alıyordu. Adeta kaybettiği gençliğini ararcasına iki büklüm yere eğilmiş yaşlı bir adam göründü önce. Eski püskü kıyafetine tutunmuş yalınayak bir kız, peygamberçiçeğini andıran, tatlı mavi gözleriyle yüksek mi yüksek merdivene bakıyor; bakıyor ve gülümsüyordu. Arkalarında ise hepsi yırtık pırtık giysiler içinde çelimsiz şekiller beliriyor; hep bir ağızdan bitmek bilmeyen cenaze ağıtları söylüyorlardı. Biri keskin bir ıslık çalıyor, gözlerinde cinnet kıvılcımları yanıp sönen bir diğeri ise, elleri ceplerinde, haşin kahkahalar atıyordu.
“Ben doğuştan ayak takımından biriyim ve baldırı çıplak herkes kardeşimdir. Ne kadar da feci bir yerdir dünya ve insanlar ne kadar da perişan! Ah, siz yüksektekiler, siz yok musunuz siz...”
Bunları alnı açık yüzü ak, yumruklarını tehditkâr bir edayla sıkmış genç bir adam söylüyordu.
“Demek yukarıdakilerden nefret ediyorsunuz” deyip sinsice