Herkese selam! Bugün de Buzlu Kız incelemesiyle geldim size ve her incelemenin başında olduğu gibi yine incelemeye nasıl başlayacağımı bilmediğim için aşırı gerginim... Neyse.
Geçen ayın okuma listesine uzun zamandır bende olan ve okumadığım kitapları da yerleştirmiştim çünkü kendimi zorlamasam onları hiç okuma isteğim gelmezdi muhtemelen ve orada öylece beklemeleri de çok sinirlerimi bozuyordu. O yüzden Buzdaki Kız'ı da bu aya koymuştum.
Açıkçası bu kitap ilk patladığı zamanlar epey rağbet görmüştü ve o zamanlar olsa beklentim yüksek olurdu ama şimdi okuduğumda çok bir şey beklemiyordum. İyi ki de beklemiyormuşum çünkü beklesem kitap yarım bırakılanlar listesine girerdi. Ne desem bilmiyorum yani kitapla ilgili her şey çok kötüydü.
Oluşturulan karakterler çok güçsüzdü, olay örgüsü, olaylar, her şey... Bunlara biraz değinip gideceğim hemen.
İlki karakterler. Ben polisiye romanlarda güçlü dedektifler okumak istiyorum. Çok polisiye okumadım ama Dave Gurney bana bu kitaplardan ne istediğimi zamanında öğretmişti. Erika Foster ise yani bundan çok uzaktı. Her şeye, "tamam efendim... evet, efendim... efe-" Efendin batsın senin dedim artık. Üstlerine karşı zaten saygısızlık etsin falan demiyorum ama az biraz da tepkini koy gerçekten. Ve en kötü kısmıda, normalde sakin biriyken sorgu için bir yere gittiğinde görevli kız hiçbir şey yapmadığı halde kulaklıklarını çekip "senden rica etmedim, derhal." falan demesi. Yani... karakteri hiç tutarlı değildi.
Ve bunun komiserinin de, yani daha bir günlük davada Dave Gurney'in tüm davayı çözmek için sahip olduğu ipucundan daha fazlasını bulmuşlar, hala gelip NaSıl İLerLemE KAydETmeZsiNiZ falan demesi... Ne yapsınlardı acaba?
Hadi bunları geçeyim. Olaylar ilerledikçe bunlar daha çok çekilebilir bir hal alıyor ya da azalıyor. Ama en