Artık ne mutlu ne mutsuzum
Her şey geçip gidiyor
Bu zamana kadar yaşadığım soğuk bir cehennemi andıran sözde insan dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Kalabalığın kafamın içinde dur durak binmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca.
Sigaranın o kadar sevilmesi, nikotinin gücünden değil, bu boş ve anlamsız alemde insanı anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindendir diye düşünürüm bazan.
Insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.
Ama hayatımızın tıpkı bir roman gibi artık son şeklini aldığını hissettiğimiz günlerde, en mutlu anımızın hangisi olduğunu benim şimdi yaptığım gibi hissedip seçebiliriz. Yaşadığımız bütün anlar içerisinde neden bu anı seçtiğimiz açıklamak da, kendi hikayemizi bir roman gibi yeniden anlatmaya gerektirir elbette. Ama en mutlu anı işaret ettiğimizde onun çoktan geçmişte kaldığını bir daha gelmeyeceğini bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar o onların hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.