Değişik bir kitap okudum,dersem;bu iyi bir başlangıç mı olur yoksa soru işaretlerinden kaçamak noktalara mı varmış olurum?
Yazarla tanıştığım bu eser bir saç örgüsü gibi iki hatta üç anlatımla ilerleyen kurgusuyla bazen “dur burada,geri dön,bir daha al orayı” diyor. Atlanmayacak detaylarda dururuz ya hayat akarken ,eğer bazen o detayları atlamışsak bellek yetişir imdadımıza.Burada ise yazar belleğin imdadına yetişmek istiyor adeta.Yaşadığım coğrafyanın çizilen resmi miydi beni durduran,oradan ayrılmak istemeyişimin yeniden anılarımla ışıklanması mı?
Kars (benim için Erzurum/Tekman) yeryüzündeki taze beyazın gökyüzündeki berrak mavi ile buluştuğu enfes tablo. İşte ilk defa bir kitapta coğrafyamın tablosunu gördüm ve o tabloya kendimi koydum. Bir yanda 90’lı yıllardaki karanlık olaylar,zulüm ve korkunun hükmettiği hafıza ;bir yanda iltica,suç ve insan olmanın en zor tarafı yüzleşme.Hepsini yerli yerine oturtan bir anlatım.Anlatım tekniği ve dili işleyişi sayesinde ağızda eriyen kar tanesi hazzı ile veda ettim kitaba.Özellikle 2.kişili anlatımı çok değişik buldum.Sen dili bir mektup değil,gerçekten 2.kişi (zaten gizem bu ikinci kişili anlatımda)
Ödülü hak eden edebiyat işçiliği ve özgün konusu ile yazar ;cesur,vefalı,köklerini sahiplenen bir duruş ortaya koymuş.Üstelik tabiatı fon olmaktan çıkarıp ona baş rolü vermiş bir yönetmen kesinliği ile.
Kısacası özgün ve akan bir dil,merakı diri tutarken durup düşündüren bir kurgu ve enfes bir gözlem yeteneği…Tanrım ,floresan lambanın yanışını böyle betimlemek nasıl bir canlılık…
Çok sevdim çok!