Bazıları, başkalarının acısına uzaktan bakıp kederlenmekle iyi insan olunabileceğini sanıyor. Hatta sadece kendi iyiliğinin altını çizebilmek için üzüntüsünü ele güne duyurmaya çalışıyor. Oysa şunu iyice öğrendim ki, vicdandan en çok söz edenler, sadece başkalarının kurbanlarına üzülen katiller. Kabullenmek zor ama aslında, başkalarının acısına bakarken insanda kederden ziyade hodbin hisler uyanıyor. Savaş gazilerine bakmak feci bir duyguyla tanıştırıyor insanı: şükretme duygusu. Duyguların en ikiyüzlü, en sefil olanı. Haline şükretmelerinin en rezilcesi, başkalarının haliyle mukayese edilerek yapılanı… O zaman insan Yaradan’a , verdiği mutluluklar için değil, olsa olsa başkalarına verip kendinden esirgediği acılar için teşekkür ediyor. Sana şükürler olsun ki beni değil, onu seçmişsin diyor! Ve bunu ne zaman fark etse, mesela hastanedeki ölü çocuklara, onların ince ayak bileklerine bakarken, ruhunun derin bir utanç kaplıyor.
İzleyici ne kadar çok seyrederse o kadar az yaşar; kendisini egemen ihtiyaç imajlarında bulmayı ne kadar kabul ederse kendi varoluşunu ve kendi arzularını o kadar az anlar.
Bayan Taggart, ikinci sınıf insanın şaşmaz işareti nedir bilir misiniz? Başkasının başarısı karşısında bozulmasıdır. Sıradan tipler, birinin çalışması kendilerininkini aşacak diye titreyip durur. Tepeye varınca yaşayacakları o yalnızlığı hiç bilmezler. Kendine denk birine duyulan özlemi anlamazlar; saygı duyulacak bir zekaya, hayran olunacak bir başarıya özlemi. Kendi sıçan deliklerinden dişlerini gösterirler insana. Parlaklığınzla onları silikleştirmekten hoşlandığınzı zannederler. Oysa siz, onlar arasında bir yetenek görmek için hayatınızın bir yılını feda etmeye razısınızdır. Başarıyı kıskanırlar, rüyalarında gördükleri büyüklük de aslında başka herkesi geride bırakmak ve o insanların da bunu kabul etmesidir. Bu rüyanın zaten sıradanlığın işareti olduğunu çünkü başarılı insanların öyle bir dünyaya dayanamayacağını anlayamazlar. O insanın kendini, hep kendinden eksik kişiler arasında bulununca ne hissettiğini bilmezler… Nefret mi? Yo, nefret değil. Can sıkıntısı. Saygı duymadığınız insanlardan gelen övgü ve hayranlığın ne değeri var? Hiç hayranlık duyabileceğiniz birine özlem duydunuz mu? Yukarıdan aşağı değil, aşağıdan yukarı bakacağınız bir şeye?