Ayşegül

Nasıl Başlasam Bilemiyorum
Puan vermedi·188 syf.··
2025 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 00:20
Değişik bir kitap okudum,dersem;bu iyi bir başlangıç mı olur yoksa soru işaretlerinden kaçamak noktalara mı varmış olurum? Yazarla tanıştığım bu eser bir saç örgüsü gibi iki hatta üç anlatımla ilerleyen kurgusuyla bazen “dur burada,geri dön,bir daha al orayı” diyor. Atlanmayacak detaylarda dururuz ya hayat akarken ,eğer bazen o detayları atlamışsak bellek yetişir imdadımıza.Burada ise yazar belleğin imdadına yetişmek istiyor adeta.Yaşadığım coğrafyanın çizilen resmi miydi beni durduran,oradan ayrılmak istemeyişimin yeniden anılarımla ışıklanması mı? Kars (benim için Erzurum/Tekman) yeryüzündeki taze beyazın gökyüzündeki berrak mavi ile buluştuğu enfes tablo. İşte ilk defa bir kitapta coğrafyamın tablosunu gördüm ve o tabloya kendimi koydum. Bir yanda 90’lı yıllardaki karanlık olaylar,zulüm ve korkunun hükmettiği hafıza ;bir yanda iltica,suç ve insan olmanın en zor tarafı yüzleşme.Hepsini yerli yerine oturtan bir anlatım.Anlatım tekniği ve dili işleyişi sayesinde ağızda eriyen kar tanesi hazzı ile veda ettim kitaba.Özellikle 2.kişili anlatımı çok değişik buldum.Sen dili bir mektup değil,gerçekten 2.kişi (zaten gizem bu ikinci kişili anlatımda) Ödülü hak eden edebiyat işçiliği ve özgün konusu ile yazar ;cesur,vefalı,köklerini sahiplenen bir duruş ortaya koymuş.Üstelik tabiatı fon olmaktan çıkarıp ona baş rolü vermiş bir yönetmen kesinliği ile. Kısacası özgün ve akan bir dil,merakı diri tutarken durup düşündüren bir kurgu ve enfes bir gözlem yeteneği…Tanrım ,floresan lambanın yanışını böyle betimlemek nasıl bir canlılık… Çok sevdim çok!
Annem Gittiğinden Beri Çiçek Ekmiyoruz BahçeyeMustafa Orman · Everest Yayınları · 2022200 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·235 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 18:31
I.Dünya Savaşı’nı yaşamış ve II. Dünya Savaşı’na dayanamayacağını bilen Zweig bu kitabı 1930’ların sonunda,Hitler’in yükseldiği ve Avrupa’nın totaliter ideolojilerle dolup taştığı dönemde yazıyor.O yüzden bu okumayı yaparken bir öte zaman mesajı almamak mümkün değil.Castellio’nun Calvin’e karşı mücadelesini anlatırken bir taraftan da kulağımıza şunu fısıldıyor: “Bugün hepimiz yeni Calvinler karşısında yeni Castelliolar olmalıyız.” Castellio,Fransız asıllı hümanist bir teologdur.Gençliğinde Calvin’in reform hareketinden etkilenmiş,başlarda bu hareketi desteklemiştir.Ancak sonra,zorbalaşan Calvin’e direnmiştir.Özellikle Serveto Cinayeti diye bilinen acı olaydan sonra tutumu değişmiştir.Çünkü Castellio’ya göre inanç asla zorla dikte edilemez.Dini özgürlük insanın en doğal hakkıdır. “Bir insanı düşüncelerinden ötürü öldürmek,Tanrı adına cinayet işlemektir.”diyen Castellio tüm dogmalara isyan etmiştir.Haliyle Calvin tarafından hain ilan edilmiş,kitapları yasaklanmış ve fikirlerine sansür uygulanmış. Yetmemiş,hakkında asılsız söylentilerle yalnızlığa ve sürgüne itilmiştir.Ancak her şeye rağmen doğru bildiğinden asla vazgeçmemiştir. İşte Stefan Zweig XVI. yy karanlığında yaşanan bu olayı usta kalemi ile kendi yüzyılına ve daha ötesine çekmeyi başarmıştır.Kitabın son bölümünde yayıncının açıklamaları biraz kafamı bulandırdı.Çünkü Zweig ara ara Calvin’e haksızlık etme çekincesini dile getirmiş. Nitekim Calvin’i modern dünyayı şekillendiren büyük bir fikir adamı olarak da kabul etmiştir. Bunda haksız da değil. Özellikle dini ve dogmayı kullanarak toplumu ve asırları şekillendiren nice öncüler varken(!) Hep de başarılı olmuşlar. (Sezar’ın hakkı Sezar’a) Calvinizm önce Avrupa’nın sonra da Amerika’nın sistem etiğine uyumsanmış ve günümüzün başat ekonomik-yönetim biçimlerine temel
Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin'eStefan Zweig · Can Yayınları · 20202,206 okunma
Gelin Biz de Spinoza’nın Tanrısına İnanalım!
Puan vermedi·440 syf.··
2025 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 23:24
“Kimdir Spinoza?”sorusuna kısa bir cevapla başlayalım. Baruch Spinoza (1632-1677), Hollandalı filozof ve rasyonalist düşünürdür. Panteist bir dünya görüşü benimseyerek, Tanrı’nın doğayla özdeş olduğunu savunmuştur. Ethica adlı eseri, akıl ve mantık temelli bir etik sistemi sunar. Özgürlük, determinizm ve akılcılık üzerine geliştirdiği fikirler, Aydınlanma düşüncesini etkilemiştir. Düşünceleri nedeniyle Yahudi cemaatinden aforoz edilmiştir. Nedir “Spinoza Problemi” ? Diğer karakter Rosenberg ise Spinoza Problemi’nin peşine düşen tam bir Yahudi düşmanı.Şu sorular bu noktada devreye giriyor işte: 1)Eğer Yahudiler aşağı bir ırksa, nasıl olur da bir Yahudi filozof olan Spinoza, Batı düşüncesine bu kadar büyük katkı sağlamıştır? 2)Goethe gibi büyük bir Alman dehası neden Spinoza’ya hayranlık duymuştur? 3)Spinoza’nın fikirleri nasıl olup da hâlâ etkisini sürdürebilmektedir? Spinoza, bireyin özgürlüğünü ve aklı temel alırken, Rosenberg tam tersi bir çizgide, bireyi totaliter bir ideolojiye boyun eğdirmeye çalışır.Spinoza, aforoz edilmesine rağmen fikirlerinden ödün vermez ve yalnız kalmayı göze alır.Rosenberg ise kendi düşüncelerine bile tam anlamıyla hâkim değildir, çünkü ideolojisini çelişkiler içinde kurmuştur.Spinoza, insan mutluluğunun akılla ve erdemle mümkün olduğunu savunurken, Rosenberg gücü ve nefret söylemini ahlaki bir gerekçe olarak kullanır. Kitap öyle bir kurguyla örülmüş ki 17.yüzyılda yaşayan bir filozof ve 20.yüzyılda yaşamış bir Nazi ideoloğunun düşünsel bağlamdaki kesişmesini çok açık,anlaşılır ve de sorgulatıcı biçimde serivermiş. Irvin Yalom’un meşhur kitabı Nietzsche Ağladığında’nın bile üstüne çıkan bir eser olmuş bence.Hayatı hakkındaki bilinmezliklerle günümüze ulaşan Spinoza bu romanla adeta kanlı canlı karşımıza çıkmış.Buradaki başarının sırrı
1000Kitap
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20192,698 okunma
Selçuklu-Haçlı İlişkileri
Puan vermedi·174 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Haçlı seferlerinin esas gayesinin Kudüs’ü almak olmadığını,aslında bir din misyonerliği de olmadığını ortaya koyan bu çalışma Haçlı-Selçuklu ilişkisini temele alarak ayrı bir sefer olarak görülmeyen ancak Haçlıların hezimetiyle sonuçlanan 1101 Haçlı Seferi’ni de kaynaklardan bulup çıkarmış. Muhteviyatında çok isim; çok kral,imparator,dük,kont,sultan,vali,yer ve yıl taşıdığından temel tarih bilgimiz için anlatılan Haçlı Seferleri’ni lisede neden anlamadığımızı şimdi anlıyorum. Aslında o kadar girift ilişkiler var ki hayli şaşırtan cinsten. Bu bir Hristiyan birliği gibi gözükse de stratejik bir zekanın ürünü.(Papa 2.Urbanus) Mesele Anadolu’daki Türk birliğini ve varlığını yok etmek. Yazar pek çok kaynak taraması ile hatta öncelikle birinci kaynaklardan yararlanarak bu kitabı yazmış. Özellikle İslam tarihçilerinin Selçuklu -Haçlı ilişkilerine mesafeli durduklarını söylemiş. Bunda 2.Kılıçarslan’la arası pek de iyi olmayan Selahaddin Eyyübî etkisi olabilir mi? Kitapta beni en etkileyen kısımları özetleyecek olursam: ~1.Kılıçarslan’ın yenilgiyi kabul etmeyip resmen atını ölüme sürmesi ve boğulması. ~Doğu Roma’nın(Bizans) Haçlılara karşı kilit konumda olması (aslında bu seferlere gönüllü olmayışları) ~Kazanılan zaferlerin genelde ağustos aylarına denk gelmesi ~Anadolu’da yaşamanın her zaman bir bedel gerektirdiği ~Entrikaların ve bölünmenin düşmana yaramasının değişmezliği ~Haçlı askerleri sayesinde Türklerin devamlı savaş tatbikatı yapmış olması.( Bizi iyi savaşçı yapan düşmanlarımız sağ olsun.) Bu kitabı okurken Konya’da bulunan Darülmülk Sergi Sarayı’nı bir daha ziyaret edip hayran olduğum 2.Kılıçarslan dedemi tekrar göresim geldi. DNA ve anatomi analizi ile %98 oranda benzer balmumu heykelleri olan 12 Anadolu Selçuklu sultanını görebilirsiniz.Ayrıca kitapta bahsi geçen
Selçuklu-Haçlı Münasebetleri 1097-1192C. Haluk Özalp · Gülnar Yayınları · 20242 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2025 3. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 16:15
Zekâ Her Şey midir? Bir insanın toplum içindeki yerini belirlemede kaçıncı sırada gelir?Eğitim sistemimiz içinde çocukları kategorize ettiğimiz şu kıyıcı dönemde şimdi kaçımız gerçek eğitimciyiz? Ben vuruldum ve yaram nasıl sağalır bilemiyorum.Zaten bu kitap beni bir anne,bir öğretmen,her şeyden önce bir insan olarak vurmadıysa Murathan Mungan’ın şu dizeleri ne güzel ifade eder durumu: “Bir düşün emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada Ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda “ Algernon’a Çiçekler;zekâ, mutluluk,insanlık üzerine yazılmış ama aslında bizi içimizdeki eksik yanlarımızla yüzleştiren muhteşem bir hikâye. “Zekâ bizi daha mı mutlu yapar yoksa daha mı yalnız?” sorusuna meydan okuyan bu eser üzerine konuşulacak,yazılacak çok şey var fakat kitabı bitirdikten sonra ilk saatlerde uzun bir sessizlik konuştu içimde. Bilişsel gelişimin insanı bir yere koymada hala baş ölçüt olması ne acı.Oysaki duygusal gelişim olmadan sadece egoyu hırçınlaştıran akademik zekâ ne işe yarar ki ünvanlar vermekten,popüler yapmaktan,ismini falanca falanca dergiye yazdırmaktan başka… Ne çok insan bunların peşine ömür adıyor değil mi? Elbette bilim böyle gelişiyor. Bu çok iyi ama ya bu uğurda etik değerler tırpanlanıyorsa?Herkesi daha zeki yapan bilim ya aynı zamanda herkesi acımasız yaparsa? Charlie’nin hikâyesi karanlık başlamıştır evet. Peki hiç aydınlanmış mıdır? Biz onun için kendi ölçütlerimiz doğrultusunda umutlanırken o yine ızdıraba düşmedi mi? Aşkı ve cinselliği ,hatırlamadığı çocukluk travmaları yüzünden dilediği zamanda yaşayamayan Charlie her şeye rağmen nasıl oluyor da nahifliğinden ödün vermiyor? Hangi tür başarı bu hassasiyetten
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma