Adı:
Spinoza Problemi
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
440
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Spinoza Problem
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus
Baskılar:
Spinoza Problemi
Spinoza Problemi
Yalom, Spinoza’ya ya da Rosenberg’e psikanaliz uygulayabilir miydi?
Bunu yapabilseydi tarihin seyri değişir miydi?


10 Mayıs 1940’ta Hitler’in askerleri Hollanda’yı işgal eder. 1941 yılının Şubat ayından itibaren yağmacılıkla görevlendirilmiş keşif grubunun başındaki Reichsleiter Rosenberg, Amsterdam’a yönelir ve Spinoza’nın Rijnsburgların evinde muhafaza edilen kütüphanesini ele geçirir.
Ölümünden üç yüzyıl sonra Spinoza, Nazi ideoloğu Rosenberg’in neden ilgisini çekmiştir? Yahudi filozofun eserleri onun antisemitik görüşlerinin altını oyabilecek midir? Peki, 1656 yılında Amsterdam’ın Yahudi cemaatinden atılıp ailesini görmekten men edilen bu adam kimdir? Goethe, Rosenberg’i nasıl hayal kırıklığına uğratmıştır?
Irvin Yalom psikoterapi deneyimlerine dayanarak, hakkında çok az şey bildiğimiz, nesiller boyu düşünürleri etkileyen bu kendine has filozofun, Spinoza’nın iç dünyasını keşfe çıkıyor. Aynı zamanda Hitler’in yanında yer alan ve Avrupa Yahudilerinin soykırımında kilit rol oynayan Alfred Rosenberg’in ölümcül kariyerinin nasıl geliştiğini de anlamaya çalışıyor.

Psikoloji ile felsefeyi, gerçek ile kurguyu ustaca harmanlayan Irvin Yalom, Spinoza Problemi’nde bizi soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.
446 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
Irvin Yalom'dan harika bir kitap: Spinoza Problemi. Bir tarafta 16. yüzyıl Hollanda'sında Bento Spinoza diğer tarafta 20. yüzyıl Almanya'sında Albert Rosenberg. Biri, dini bağnazlıkla mücadele etmiş diğeri tarihi bağnazlığın içinde yer almış iki figür. Yalom bu iki kişiyi bizlere anlatırken, onların fikir dünyalarının oluşum sürecine de değinir. Kabalalık içinde anlaşılmama, yalnızlık ve bunun getirdiği iç sıkıntıları da dile getirir.

Peki, Rosenberg ile Spinoza'yı niçin bir kurgu içinde anlatma gereği hissetmiş?
Çeşitli sebepler sayılabilir. Örneğin: Dışlanmışlık, yalnızlık, anlaşılmama. Kitabı okuyan kişi farklı şeyler de çıkartabilir. O yüzden kişisel algılama ve anlama durumuna göre değişkenlik gösterir.

Niye başkası değil de Rosenberg seçilmiş diye bir soru daha çıkabiliyor? Acaba yine burada da dışlanmışlık, yalnızlık, anlaşılmama mı etken?

Rosenberg'in zihin hocası olan Houston Stewart Chamberlain'den bahsedilir. Yazdığı kitabın popülerliğinden bahsedilir ve 'ikna edici bir dille yazıyor. Ve eğitimsizleri etkiliyor (s.44)' diyerek bir durum değerlendirmesi yapar. Rosenberg'in duygu dünyasına adım atılır. Annesi ölmüş, babası hasta, abisi hasta bir çocuğun yalnızlığı. Chamberlain'in, hamasi düşünceleri Rosenberg'in alt yapısını oluşturur.

Chamberlain'in okur profili deşilir. Bir kitap nasıl olurda bu kadar popüler olur? Bunun arkasındaki etkenler neler? Ne içeriyor? Rosenberg ve buna benzer kişilerin olgunlaşmasında ne kadar etkili oldu? Okur kitlesinin genel profili nasıl? Okur kesimin ruh hali nasıl? Yahudi düşmanlığını yok etmek ya da azaltmak için neler yapılabilir? Hep kötülük üzerine düşünen bir zihne, iyilerin de olacağı nasıl inandırılır?

Rosenberg'nin niçin Goethe'nin hayatını okuması istenir. Goethe'nin Rosenberg için önemi ne idi? Rosenberg'in büyük Alman dehası olarak kabul ettiği Goethe nin fikir dünyasında Spinoza'nın yeri ne idi?


Rosenberg'in Goethe den, Goethe'nin de Spinoza dan etkilenmesini anlatılır. Düşünce akar, zihnini temizlemeye çalışır.
Goethe gibi 'üstün bir ırka sahip kişinin, Spinoza gibi düşük bir ırktan kişinin, 'etik' görüşlerini benimsemesi ve hatta daha da ileriye gidip bir yıl boyunca her an birşeyler öğrenebilmek için o kitabı cebinde taşımasına bir anlam veremez. Zihninde sorgular, ama zihnin diğer kısmı 'sorgula', 'reddet', diyerek bir an da olsa o derin sorgulamayı reddeder.

Spinoza geleneği sorgular. İtiraz eder. Başka yollar arar. Rosenberg, geleneksel düşünceye itaat eder. Sorgular gibi gözükür ama sorgulamaz. Araştırır gözükür ama yine gelenekselden vazgeçmez.

Roman mı? Değil. İnceleme mi? Değil. Felsefe mi? Değil. Din mi? Değil. Hepsini içinde barındıran roman formunda yazılmış bir kitap. Parçalardan bütüne ulaşmak yani tümevarım da denilebilir. Ayrı ayrı parçalar yapboz gibi birleştiğinde çıkan görüntü gibi.

Bir bütün içinde gerçekler de var. Ama okuyucunun daha iyi kavraması ve anlayabilmesi için canlandırma yapılarak kişiler karşılıklı konuşturulmuş.

Felsefe, mantık, sosyoloji gibi kitapların genelde zor, anlaşılmaz metinler olduğuna inanılır. Yalom, burada bizleri düşünce yolculuğa çıkartıyor. Ayrıca peşine Rosenberg'i de ekleyerek bir kurgu oluşturuyor.

Klasik biyografi kitabı değil. Sadece olaylar belli bir sıra içinde arka arkaya verilmiş.

Dini, siyasi, kültürel, tarihi fikir bağnazlıklarının toplumları birbirine düşürebileceği gibi insanları da yalnızlığa sevk edebileceğini göstermesi açısından dikkate değer ve önemli bir çalışma. Toplum, cemaat, örgüt, kulüp bağlantılarının çok güçlü olduğu yerde dışlanan insan, yalnızlığa itilmişken, iç dünyasında da bunun derin acılarını yaşar.

Yalom, hem psikiyatr olarak hem de kitaplarıyla bu kitabın içinde yer alır.

Spinoza'nın içinde yaşadığı felsefe: Araştırma, zihin açma, sorgulama, yeni ufuklara yolculuk olurken; dogmaya yer vermez. O yüzden dışlanır, reddedilir. Felsefesi var. Sorgulamadan gerçeğe ulaşılamayacağını bildirir. Niçin, neden, nasıl, nerede, ne zaman gibi sorular sorar. 'Böyle'dir, 'bu şekilde' gibi düşünceleri lügatında barındırmaz.

Rosenberg de Spinoza gibi ikilem yaşar.

Spinoza kendi toplumundan dışlanmış, yalnızlığa itilmiş. Rosenberg ise kökenini reddetmiş, reddettiği kökenine düşman olmuş.

Spinoza dini mi reddediyor diye bir soru ortaya atılabilir. Spinoza'nın anladığı ve anlattığı din neyi içerir? Tek Tanrılı dinlerden çok Tanrılı dinlere dönüş mü yoksa onun tasavvurundaki din, Tanrı inancı nasıl? Bu bilgiler kitabın içinde
serpiştirilerek bir bütüne ulaşılır.

Çoğu kişi belki de zor diye bu kitabı okumamış olabilir ama roman tarzında bir anlatım ile hem kişiler hem olaylar hem düşünceler rahat bir şekilde anlaşılabiliyor. Açıkcası Yalom bu zor mevzuları çok da güzel bir şekilde anlatmış. Yani zor konular da kolay bir şekilde de anlatılabilir, bu kitapta onun örneğidir.

Gerçek, hayal iç içe. Spinoza'nın kitaplarından hareketle derine, iyice derine inip, karşılıklı anlatımla kurgu daha anlaşılır hale gelmiş. Dönemleri yansıtması bakımından da güzel. Bir belgesel, dizi olarak çekilebilecek kadar etkileyici anlatıma sahip.

Yalom, önsözde Spinoza'yı hep yazmak istediğinden bahseder. Sebebini de şu şekilde ifade eder: Yahudi olduğu halde niçin Yahudiler tarafından dışlanmış? Ayrıca Hıristiyanlar tarafından da niçin kabul edilmemiş? Bu dışlanmışlığın sebebi nedir? Yalom, çeşitli sorular eşliğinde bir araştırma yapar. Ama çok fazla kaynak olmamasından dolayı yaşadığı sıkıntılardan da bahseder.

Kronolojik anlatım yok. Bir taraftan Spinoza'yı diğer taraftan Rosenberg'i anlatır. Daha 24 yaşındayken Yahudi cemaati tarafından afaroz edilmiş ve bunun sonucu olarak da ailesi dahil hiç bir Yahudi'yle görüşememiş; yalnızlığa itilmiş bir kişi olan Spinoza'yı bize tanıştırır. Yalnızlığa ve dışlanmışlığa giden yolu tarif eder.

Yalom, "Spinoza Müzesi'ni rehber eşliğinde dolaşırken konunun kafasında canlandığından bahseder". Nazilerin bu müzeyi yağmalaması ve bu işin başında ise büyük Yahudi karşıtı Alfred Rosenberg'in olmasını anlatır.

Spinoza Problemi ne idi? Nazilerle arasındaki bağ ne idi? Niçin bu konuyla ilgilenmişler? Yalom'u, kitap yazmaya teşvik eden en önemli sorun ne idi? Alfred Rosenberg kim idi?
Nazilerin onlarca kitabı yaktığı bir ortamda Spinoza'nın kitaplığı neden ve kimler tarafından nereye taşınmıştı? gibi çeşitli sorular eşliğinde dünden bugüne gelen bir fikir jimnastiği sunuyor.

Yalom'nun anlattığı Spinoza ve Rosenberg hikayesi, bir dini inanış, siyasi düşünce ve felsefenin katı bir şekilde uygulanmasının insanları nereye sürükleyebileceğini de gösterir. Spinoza, çevresinde yaşadığı ya da gördüğü dini, kültürel bağnazlığa tepki göstermişken; Rosenberg, bağnazlığın içinde kendini bulmuş, yetiştirmiş ve ona inanmıştır.
Dini inanışın ya da dogmanın kesinkes emirlerine itiraz edenle; siyasi, tarihi inanışa dogma derecesinde inanan bir kişinin yaşamlarına odaklanıp bunları hem ortak hem de zıt yönlerine değinerek bir yolculuğa çıkartıyor.


Yalom, zor konuyu bilinmeyeni bilinir kılmak yolunda yaptığı anlatım, kitabın içeriğinden korkulmayacak kadar sarihtir.

Yalom, Rosenberg'in Goethe'yi sevmesini, Goethe'nin de Spinoza'yı sevmesini anlatır ve ortaya çıkan ikilemden bahseder.

Zihinsel olay anlatımları haricinde, duygu, gelenek ve kültür de kitabın kendine yer edilir.

Spinoza, içinde bilen, gören, duyan, okuyan birisi ama dışarıda düşüncelerine ket vurulmaya çalışılan biri olarak; Rosenberg ise içinde bilen, gören, duyan, okuyan birisi ama dışarıda düşüncelerini ifade etmekten de çekinmeyen birisi olarak, fikrini olduğu gibi anlatmaya çalışır.


Yalom güzel bir şekilde konuyu irdelemiş. Bize hem Spinoza'yı hem Rosenberg'i hem onların yaşadığı dış dünyayı hem de iç dünyalarına değinmiş. Birini din ile diğerini tarih ile siyasetle irdelemiş. Benzer yönleri olsa bile ikisi de bir 'inanç' ortamında kendilerini bulmuşlar. Yalom bizim için bunları yeniden üretmiş (imge) ve sunmuş. Dünyada ki herşey aynı özün yani Doğanın veya Tanrı'nın parçasıdır ve istisnasız her şey doğa kanunlarının ışığı altında kavranabilir (S.262) diyerek Spinoza'yı anlatmış.


Spinoza'nın Yahudi kökenli olmasına rağmen kutsal kitabı ve hahamları sert bir şekilde eleştirmesi; kutsal metnin içinde insan elinden çıkmış ögelerin bulunduğunu ve kutsal olamayacağını ifade etmesi, daha sonra olacak olayların da fitilini ateşler. Kendi cemaatinden dışlanır. Daha sonra bir kurul kararıyla dinden de atılır (aforoz edilir). Rosenberg ise, inandığı düşüncenin iktidara gelmesine sevinerek, çocukluktan itibaren beynine kazınan o bağnazlığın uygulamasını sağlamış.


Yalom bu ikiliyi ele alırken epey incelemiş, derinliğe inmiş. Bir 'dava' ve ondan vazgeçmeyen iki kişinin şahsında sistem, din, anlayış, kültür sorgulaması yapar. Ölümlerine kadar 'davalarına' ihanet etmeyen, kendi doğrularından dolayı yılmadan ölüme koşan düşünceyi anlatmaya çalışır.

Nazi Almanya'sının fikir dünyasına bizi yolculuğa çıkartır. Öyle güzel bir anlatım ki, sanki film izliyormuşsunuz gibi olayları size anlatır. Film kareleri gözünüzün önünden geçer. Rosenberg, Almanya, Hitler'in yükselişi, Alman milliyetçiliği ve savaştan mağlup çıkan Almanya'nın dışlanmışlığı.

Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılan ve Versay Anlaşmasıyla Almanya'yı boyunduruk altına alan galip devletlerin uyguladığı siyaset sayesinde Almanya içerde derin siyasi ve ekonomik krize girer. "Dün dört sosis alınan yüz bin markla, bugün üç sosis alınabiliyor (s.296). Ekonomik olarak çökertilmiş bir toplum, bu ıstıraptan, bu mahcubiyetten, bu boyunduruktan kurtulma mücadelesi vermek ister. Hitler'in çıkış noktalarından biri de bu idi. Ey alman halkı, siz bu kötülüğü hak etmiyorsunuz söylemi.

1923 yılında hükümete karşı darbe yapmakla suçlanan Hitler ve ekibi mahkemeye çıkartıldığında suçlamaları reddedip hafif cezalar almalarına karşın, sadece Hitler'in " Eğer Alman ulusunun yüce görkemini yeniden tesis etmeyi istemek ihanetse, ben suçluyum (s.322)". Etkileyici, dikkat çekici bir tonla 'ihanet' suçlamasını kabul etmesi sebepleri sıralanır. Hitler mahkeme heyetini bile etkiler. İlerde 'Önder' ve 'Führer' olacak kapıyı aralar.

Onları bedenlendirip, yanlarına gider. Kah yan yana oturur, kah karşı karşıya oturup, sohbet eder. Onlarla konuşur. Yalom, psikiyatr olarak Spinoza ve Rosenberg'in ağzından olayların anlaşılması için sorular sorar.

Tarih, siyaset, kültür, coğrafya, din canlanır. Dış mekanda bunlar olurken iç mekanda kişilerin bunlardan dolayı yaşadıkları travmalar, yalnızlık, dışlanmışlık anlatılır.


NOT: Kitabın içinde - yemek isimleri hariç- Almanca kısımların Türkçeye tercüme edilmemesi hoş olmamış. Örneğin, Almanca "Herr" demek, Türkçede "Bay" anlamına gelir. "Herr Rosenberg yani Bay Rosenberg. Almanca bir terim değil o. Yine örneğin, "Ja, Ja (s.303)". Bu da Türkçeye " Evet, Evet" olarak çevrilebilirdi. Sonuçta o dile ait özel bir kavram değil. Türkçe Evet, İngilizce Yes, Almanca Ja.

"Volk (O zaman Volk'un……) Volk, halk,millet, ulus demektir. Hatta araba markası bile var. Volkswagen (halk arabası).
"Mein Führer….?"
"Volk'a, Völkish….Reich….? Vb. yerlerin de tercüme edilmesi lazım.

Not: Tavsiye ederim. 16-28/ Ocak /2019 tarihleri arasında okunup, 2 / Mart / 2019 tarihinde bu siteye yazısı eklenmiştir. Burada yazmaya çalıştığımdan çok daha fazlası kitabın içinde mevcut.
446 syf.
·Beğendi·8/10
İrvin Yalom, filozof Bento Spinoza'nın hayatı algılayışını, Yahudi cematinde hahamlık mertebesine erişebilecek bilgi birikimine sahip biri olmasına karşın, Tevrata ve Yahudi cematinin batıl inanışlarına karşı çıkması nedeniyle "aforoz" edilmesini ve yazdığı kitaplardan çeşitli alıntıları roman formatında okuyucuya ulaştırıyor.
Ayrıca, Spinoza ile Hitler rejiminin önemli beyinlerinden Alfred Rosenberg'i de ortak ve çatışan fikirleri paralelinde 300 yıl sonra bir araya getiriyor. İrvin Yalom, her romanında okurları bir filozofla buluşturmaya gayret ediyor. Özellikle, din konusundaki cesur eleştirileriyle dikkat çeken Spinoza ve fikirleri okunmaya ve öğrenilmeye değer. Bu kitabı okuduktan sonra, Spinoza'nın Etika'sını okuma programıma aldım. Spinoza, felsefeye ilgi duyan kitap okurlarının keşfetmesi gereken bir filozof olarak bize gülümsüyor:)
446 syf.
·Beğendi·8/10
Spinoza Problemi her şeyden önce bir Spinoza sevdalısına hitap eden bir kitap. biraz kurgu biraz gerçek ile harmanlanan bir İrvin d. Yalom klasiği. Alfred Rosenberg ve Spinoza.... paralel kurguyla çok anlaşılır bir dille anlatıyor. Ama bazen çok dramatize ediyor. belki öyle olması lazım. KISACA KİTABI SEVDİM. Sırda Bugünü Yaşama Arzusu var. :)
446 syf.
·19 günde·Beğendi·Puan vermedi
Irwin Yalom , 17. yüzyılda yaşamış sıradışı bir folozof olan Bento Spinoza ile Hitler'in kurmaylarından Alfred Rosenberg'in iç dünyalarını hayal ederek ve araya biraz da kurgu katarak güzel bir kitap ortaya koymuş. Okumayanlara tavsiye ederim
446 syf.
Kitap spinoza ile tanışmama vesile olma noktasında çok iyi bir başlangıçtı.. Yazarın akıcı üslubu ile felsefe konusunda bir tık daha ileri taşındığıma inanıyorum. Spinoza'nın fikirleri, hitlerin ve yandaşlarının yahudi'ler konusundaki insanlık dışı fikirlerinin nasıl doğup geliştiği konusunda bana göre geniş çerçevede akıcı bir üslupla bilgi veriyor. Ayrıca kitabın kişisel eleştirilerime de faydası olduğu kanaatindeyim. Spinozanın tutku ve akılı gemlemek konusunda, hislerin bireyin davranışlarını sorgulamalarını çok beğendim ve okurken kendimde uyguladım evet sonuç vardır :) Kitabı özetle bilgi verici, yararlı akıcı buldum ve yahudi toplumunun laik olabilmesi bu kitaptan sonra inanıyorum ki Spinoza sayesinde..
446 syf.
·7 günde·7/10
Irvin Yalom, yine kapı aralayan bir esere imza atmış. Lise döneminde "Nietzsche Ağladığında" adlı çalışmasının Freud, Nietzsche ve diğerlerini araştırmama kapı aralaması gibi bunda da Spinoza'yı araştırmama yardımcı olduğunu söyleyebilirim.

Edebi anlamda iddiası olmayan bir psikiyatr Irvin Yalom, dolayısıyla edebi anlamda eleştirmeyi anlamlı bulmuyorum. Alfred Rosenberg ile Spinoza'nın hikayesinin art arda bölümler halinde işlenmiş olması okurun işini kolaylaştırmış.Oldukça bilgilendirici bir kitap olduğunu söyleyebilirim ancak Spinoza'nın tarafsız değerlendirilmediğini ve Yalom'un kendi bakışından verildiğini rahatça görebilirsiniz. Panteist mi ateist mi olduğu konusundaki tartışmalara hiç Spinoza bilmeden bu kitaptaki bilgilerinizden hareketle cevap verirseniz Spinoza'nın "panteist" olduğunu söylersiniz. Çünkü Yalom buna inanıyor ve Spinoza'yı da böyle yansıtmış.

Yalom,kendi inançları gereği belki, Yahudilik etrafında dönen batıl inanç, tapınma vb. gelenekselleşmiş normlara eleştiri sunarken Spinoza gibi din karşıtı değil, dinin dönüştürülmesi gerektiği yönündeki yorumlarını bize Spinoza ile diyalog içinde olan -romanın sonunda kendisinin de belirttiği gibi- Franco aracılığıyla sunmuş. Bu da eserin zaten sıkıcı olan didaktik yapısını biraz daha artırmış.

Spinoza'yı tanımak isteyenler için iyi bir başlangıç kitabı olabilir fakat elbette, kesinlikle tek başına yeterli değil.
446 syf.
·Beğendi·10/10
Açıkçası Çetin Balanuye’nin “Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor” adlı kitabından çok etkilendim.

Bu kitaptan sonra muhakkak Spinoza’nın “Ethika” adlı kitabını okumam gerektiğini ancak kitabı okumanın çok zor olduğunu düşündüğüm için dertleniyordum.

Tesadüf bu ya kitap konusunda birbirimize tavsiyelerde bulunduğum bir arkadaşımın geçtiğimiz yıl Spinoza’nın ismi geçen bir kitaptan bahsettiğini hatırladım ve bu kitabın peşine düştüm.

Kabala Yayın evine ait bu kitap artık piyasa yoktu .
Sadece internette Nadir Kitap’da ,bazı sahafların elinde olduğunu öğrendim.
Bir iki kere almayı denedim ancak Nadir Kitap’da, kayıttı şifreydi ,şuydu buydu gibi bazı sorunlar yaşadım.

Hangi sahafların kitaba sahip olduğunu tespit edince evime yakın olan Beşiktaş’tan kitabı almayı başardım.

445 sayfalık bu kitap “Nietzche Ağladığında” adlı kitabını yazarı ,ünlü Psikolog , Irvın D. Yalom’a ait .
Ancak bu yazarın son okuduğum . “Aşkın Celladı “ adlı kitabını hiç beğenmemiştim.
Hatta anlatım tarzı ve kurgusu çok yavan gelmişti .

Spinoza’nın aşkına kitabı aldım . Ve üç dört günde bitirdim.

Açıkçası Yalom’un Musevilerin tarihini çok iyi bilmesi , mesleği icabı Spinoza’nın Ethika’sını okumuş olması ve benim anlayacağım şekilde bu kitapta özetlemesi adeta beni kendimden geçirdi.

Gerçi kitaba konu olan (Rosenberg ) Nazi subayını duyunca ,aklıma kamplarda Yahudileri katleden Nazilerin, Spinoza’nın felsefesinin içinde kendilerini rahatlatacak bir şeyler bulduğunu sanmıştım.

Kesinlikle böyle bir şey yok .

Kitap, Nazi ideoloğu Alfred Rosenberg’in ve 1700’lerde Portekiz’den, Hollanda’ya göç etmiş Yahudi kökenli filozof Spinoza’nın hayatını kurguluyor.

Bu kitabı benim için cazip kılan ,Yalom’un psikiyatri seanslarından verdiği örnekler
( Nitzche Ağladığında kitabındaki gibi ) ve Spinoza’nın Ethika’ sını basit bir şekilde özetlemesiydi.
446 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Spinoza'ya olan ilgimin artmasını sağlayan kitap kendileri, Yalom'un dilini seviyorum, bu kitapta Nietzsche Ağladığında'dan sonraki favorim olabilir bence..
446 syf.
·Beğendi·9/10
Hitler'in en yakınındaki subayın hırsını, faşizmini ve bu görüşlerini nasıl Hitler'e empoze edebildiğini anlatıyor. Subay en başlarda Hitler' e hayran kalıyor. Ama sonraları onun gibi olamadığı içinde hem kendine kızıyor hem de Hitler'den nefret ediyor. Kitapta yine psikoloji var, tarih var, ırkçılık var. Kitap iki ayrı hikaye anlatıyor. Birinde 19.yüzyılda yaşayan düşünce ve söylemlerinden dolayı afaroz edilen yahudi Spinoza'yı anlatıyor. Diğerinde ise Hitler'in faşizmini, doğru ya da yanlış kendisine empoze edilen düşünceyi sorgulamadan ateşli bir savunucuya dönüşmesini irdeliyor. Kitap şu ya da bu haklı diye gözümüze sokmuyor kişi ve hikayeleri. Silkelenip kendin sorguluyorsun bütün hikayeyi. Psikanaliz olmasının yanında çok güçlü bir kurgusu ve kalemi var Irvın Yalom'un.
446 syf.
·10 günde·Beğendi·6/10
Yalom'un birçok kitabını okumuş biri olarak beni en cok zorlayan ve en uzun sürede okuduğum kitap bu oldu. Kitapta bir Spinoza bir de Alfred Rosenberg bölümü var. İki gerçek insanın kurgulanmış bir versiyonunu okumuş oluyorsunuz ama tabikii gerçek yaşamlarına paralel bir kurgu bu. Spinoza ve Rosenberg tamamen birbilerine zıt insanlardır. Yine de kitabı okuduktan bir süre sonra farkında olmadan kitabın verdiği felsefik mesaji çok düşünür oldum. İnanilmaz bir şekilde duygu durumumu etkiledi. Okuması biraz sıkıcı olsa da Yalom'un hic bir kitabı kötü değil-dir.
446 syf.
·9/10
Uzun zamandır bu kadar sürükleyici ve doyurucu bir roman okumamıştım. 17.yüzyılda yaşayan ve Yahudilikten aforoz edilme pahasına düşüncelerini açıklama cesareti gösteren Spinoza ile Avrupa yahudilerinin soykırımında kilit rol oynayan Nazi ideoloğu Alfred Rosenberg’in yollarını kesiştiren, Irvin Yalom’un psikiyatri tecrübesini konuşturduğu analizlerle süslenen, psikoloji ile felsefenin, gerçekle kurgunun iç içe geçtiği müthiş bir yolculuk.
"İnsanın kendi adına düşünmek hakkına müdahale eden bütün geleneklerin, sona ermesini istiyorum "
“korku batıl inancı besler” diyordu Spinoza. “Köşeye sıkışmış zayıf ve açgözlü insanlar Tanrı’dan yardım dilenmek için duaları ve kadınsı gözyaşlarını kullanıyorlar.
"Spinoza şöyle devam ediyor; eğer özsaygınız çoğunluğun sevgisine dayanıyorsa, o zaman hep kaygılı olursunuz çünkü bu tip sevgi değişkendir. Buna 'boş özsaygı' diyor. "
"Bütün dini sistemlerin , bizim temel dini hakikatleri görmemizi engellediğine inanıyorum ."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Spinoza Problemi
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
440
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Spinoza Problem
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus
Baskılar:
Spinoza Problemi
Spinoza Problemi
Yalom, Spinoza’ya ya da Rosenberg’e psikanaliz uygulayabilir miydi?
Bunu yapabilseydi tarihin seyri değişir miydi?


10 Mayıs 1940’ta Hitler’in askerleri Hollanda’yı işgal eder. 1941 yılının Şubat ayından itibaren yağmacılıkla görevlendirilmiş keşif grubunun başındaki Reichsleiter Rosenberg, Amsterdam’a yönelir ve Spinoza’nın Rijnsburgların evinde muhafaza edilen kütüphanesini ele geçirir.
Ölümünden üç yüzyıl sonra Spinoza, Nazi ideoloğu Rosenberg’in neden ilgisini çekmiştir? Yahudi filozofun eserleri onun antisemitik görüşlerinin altını oyabilecek midir? Peki, 1656 yılında Amsterdam’ın Yahudi cemaatinden atılıp ailesini görmekten men edilen bu adam kimdir? Goethe, Rosenberg’i nasıl hayal kırıklığına uğratmıştır?
Irvin Yalom psikoterapi deneyimlerine dayanarak, hakkında çok az şey bildiğimiz, nesiller boyu düşünürleri etkileyen bu kendine has filozofun, Spinoza’nın iç dünyasını keşfe çıkıyor. Aynı zamanda Hitler’in yanında yer alan ve Avrupa Yahudilerinin soykırımında kilit rol oynayan Alfred Rosenberg’in ölümcül kariyerinin nasıl geliştiğini de anlamaya çalışıyor.

Psikoloji ile felsefeyi, gerçek ile kurguyu ustaca harmanlayan Irvin Yalom, Spinoza Problemi’nde bizi soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitabı okuyanlar 261 okur

  • Tumay kgil
  • Nihal Kanık

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0