Judith'in koparılıp alındığı yerdeki yara ölene kadar kapanmaz. onsuz nasıl yaşar ki? yaşayamaz. kalbe ciğerler olmadan yaşamasını, ayı gökyüzünden koparıp alarak yıldızlara onun yerini almalarını söylemek, arpanın yağmursuz büyümesini beklemek gibi bir şey olur bu.
birinin acısını ve ıstırabını, diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. fakat nereye kadar?
"birine bakıp ruhunun en derinliklerini görebiliyor. içinde bir nebze kötülük yok. insanı olduğundan farklı göründüğü ya da olması gerektiği gibi olduğu için değil, olduğu gibi seviyor."
affet, bu gece seni sevmekten vazgeçtim.
çünkü seni özlemeye artık tahammülüm yok
üstelik bir gün her şeyin düzeleceğine
olan inancımı da yitirdim.
ne küçücük bir ihtimal kaldı sana dair,
ne de azıcık da olsa hayalim.
ben yalnızca seni değil,
umudumu da kaybettim.
ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
şimdi duvarlarda resmin