Hayat ona güzel görünmüyordu artık. Ağzında pas gibi, lezzetten yoksun bir tat bırakıyordu. İşte asıl tehlikede buradaydı. Yaşamaya öznmeyen bir hayat sona ermeye yüz tutmuş demekti.
Giderek insanlarla birlikte olmaktan daha çok sıkılıyor, onlara iyi davranmak gittikçe daha zor geliyordu. Varlıkları asabını bozuyor ve onlarla sohbet etme çabası sinirlerini geriyordu.
Uyku onun için bir kaçıştı ve her uyandığında içini bir pişmanlık duygusu kaplıyordu. Hayat onu endişelendiriyor ve sıkıyordu, zaman ise bir eziyet halini almıştı.