Esirlere bile insanca davranmak dinimizin emri .Bir de atasözümüz var, daha doğrusu atalarımızdan intikal eden bir nasihat, der ki: '"Bir kavmin büyüğü zelil olduğu zaman ona merhamet ediniz." Şimdi biz buna uyuyoruz .Seni öldürmek kasap işidir, bize şeref kazandırmaz. Zaferimize teşhir için şehir şehir bir kafes içinde dolaştırmak ise sarraf işidir, biz tüccar değiliz. Esire gerekirse hürriyetinin bağışlamaya gelince. İşte bu Müslüman işidir, biz de müslümanız. Havf etmeyiniz, serbest bırakılacaksınız. Yalnız törelerimiz icabı kurtuluş akçesi taahhüt etmeniz lazım. Daha bazı şartlarımız da olacak, bunları sonra konuşuruz. Şunu anladınız Umarım. Gurur, başarının önüne çekilmiş bir demir duvarıdır. Tevazu ise başarıya merdiven; biz önümüze duvar çekmek yerine merdivenden çıkmayı tercih edenleriz.
"Ya Sübhan!
Şu titrek elleri, kıyamet gününde Sana "Ümmetim, ümmetim!..." diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi "milletim, milletim..!" diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvela "Basü bade'l-mevtsiz" bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar, ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasip eyle..!"
"Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah'ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar olur."