Toplumsal ekoloji, insan yaşamını bekleyen yazgının insan dışı dünyanın yazgısıyla el ele gittiğini ileri sirer; ancak hiyerarşik ve sınıflı toplumun insanlığa verdiği zararın doğal dünyaya verdiği zarardan hiç de aşağı kalmadığını, hatta muhtemelen onun ötesine geçtiğini de gözden kaçırmaz.
Sınıflı toplumlarda yaşanan geniş çaplı değişimlere -hatta ekonomik eşitlik sağlayan değişimlere- rağmen kadınların ezilmişliğinin bin yıllardır sona ermemesi, hiyerarşinin tarihsel olarak sınıf kavramından daha yerleşmiş bir olgu olduğunu doğrulamaktadır. Aynı sebepten ötürü, sınıf hakimiyetinin ve ekonomik sömürünün ortadan kaldırılması, gelişkin hiyerarşilerin ve tahakküm sistemlerinin de onlarla birlikte yok olacağını garanti etmez.
Erkek egemenliğinin en acımasız ve baskıcı hali kendisini geniş ailenin ya da klanın en yaşlı erkek üyesinin topluluğun diğer tüm üyelerinin ölüm ve yaşamına karar verebildiği patriarkada gösterir.