Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 43 dk.
Sayfa Sayısı:
96
Basım Tarihi:
1986
Yayınevi:
Alan Yayıncılık
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2023 189. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 01:59
12 Eylül döneminde baskılara karşı Mamak hapishanesinde başlayan 42 gün süren bir açlık grevini anlatır..İçeride olanlar kadar dışarıda kalanların da halini aktarmıştır. Kitabın içerisindeki tüm öyküler farklı sınıf ve sosyal çevreye mensup annelerin ağıtlarından , gözyaşlarından, yürek yangınlarından süzülerek yazılmış.Yazarın kendi oğluda o dönem Mamak'ta tutukludur. Yazar kitabı “Bir daha böyle şeyler yaşanmasın, insanın insana zulmü bitsin, bir daha böyle kitaplar yazılmasın diye yazdım” diyecekti. "zalimin gecesi mazlumun gecesiyle birdir ve daha uzundur zulme karar verenin gecesi çünkü acıların, çığlıkların, kargışların sesi iğne deliğinden geçeğen olur dokuna dokuna kıyıcıya cellada varır, sebebin kapısında durur.."
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
8/10
·96 syf.··
2018 412. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2018 00:31
————————————————— ELEKTRONİK KİTAP DİZİSİ - 4 ————————————————— 12 Eylül!. Türkiye tarihinin en kara günü.. Öyle bir gün ki, acısı yıllarca sürmüş, fakat buna rağmen hâlâ kimi gönüllerde tazedir yarası.. Onlarca gözaltı, onlarca işkence, onlarca eziyet.. Sağ da yara aldı, sol da.. Devrimcisi de yara aldı, muhafazakarı da, islamcısı da.. Yara almayan kaldı mı bu iğrenç günden?. Mamak Askeri Cezaevi!. İşkence yapılan en namlı birkaç hapishaneden biri.. Diğerleri Diyarbakır ve Metris Cezaevleri.. Bütün cezaevleri kötüdür ama, bu üçünün namı dillere destansı.. Bu üçünden birinden kalmak, "Keşke ölseydim dedirdetecek cinstendi.." Ben de anlatanların yalancısıyım.. Yoksa kalmadım buralarda.. Türk Edebiyatının en başarılı şairlerinden Gülten Akın'ın da oğlu bir banka soygununa karışmış ve nasıl olmuşsa (o dönemler meşhurdu, her faili meçhul suç, birinin üstüne kalırdı elbet) siyasal suçlu olarak davası görülmüş ve Mamak Cezaevi'ne gönderilmiş.. Mamak, ölümevi.. Mamak cezaevi değil.. Mamak karmaşık.. Mamakta sağcı da yatar solcu da.. İkisi karma edilir.. Çektirilen eziyet ve işkenceler yetmezmiş gibi ateş ve barut tek hücreye tıkılır.. Ya unutacaksın husumeti ya da bir de siz vuracaksınız birbirinize.. Öyle böyle dayanamaz olur mahkumlar.. Talep ederler, biraz huzur, biraz rahat, biraz insanca yaşamak.. Reddedilir.. Bu, yaşanacak şey değil, çekilecek dert değil.. Ne yapmalı?. Tek çıkar var: Açlık Grevi!. Öyle bir açlık grevi ki bu, ölüm orucuna döner kimi yerlerde ve kimi kimselerde.. Ölen de olur nitekim.. Ağır hastalanan da.. Bir hafta süren de olur, birkaç ay da.. Bu kitapta Mamak Cezaevi'nde 42 Gün süren grev anlatılır.. Şairimizin oğlunun da katılmış olduğu.. 42 gün.. Aç, susuz.. Fakat, bu grev ve acılar, çekilen dertler mahkumları mı bağlar?. Ya anneleri?. Ya
Siyaset
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2020 40. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2020 12:24
Bu kitabı çok önceden okumuştum ve buna inceleme yapmamıştım. Şimdi yazarın Toplu Şiirler 2 kitabını okuyunca kitabın içinde bu kitaba da yer verilmişti bu kitaba kısada olsa bir inceleme yapmak lazım diye düşündüm. İlk bu kitabı okumak istediğimde şiir kitabı sanmıştım ama öle değilmiymiş demeyin hemen öyle öyle şiirle karışık hikaye var. E peki hikayesi nedir derseniz eğer hikayesi şöyle 12 Eylül darbesinden sonra Mamak cezaevinde başlayan ve 42 gün süren açlık grevini anlatıyor. Bu grevlerde insanca bir muamele görmek isteyen insanların durumlarını anlatıyor. İçerde insanlık onurunu korumak için birleşen bu mahkumların, dışarda ziyaretlerine gelen, çocuklarını görmek isteyen ana babaların, eşlerin ve hatta nişanlıların psikolojik ve hatta trajik durumlarını yazar başarılı bir şekilde resmediyor. Yazarın bu olayı başarılı bir şekilde kaleme almasının bir sebebi de oğlunun da bir suçtan ötürü cezaevine girmesi ve onunda açlık grevine katılmasından ileri geliyor. Yazar olayı yerinde görüp bi nevi yaşadıklarını yazar. Keyifli okumalar. Selam ve dua ile Aynı dille konuşuyor Aynı dili konuşmuyoruz Yakardık sobayı, tüterdi. Açırdık pencereleri kapıyı, tam duman çıkıp gittiğinde, soba da sönmüş olurdu. Nişanlıma bir demet menekşe götür. Benim adıma. Eser bir yel, yağar bir yağmur, alır götürür seni inciteni, yüreğinden
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
8/10
·96 syf.··
2025 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2025 22:54
Gülten Akın'ın kaleminden asla yenilmemeye, hiçbir zorluğa boyun eğmemeye dair sarsıcı şiirler... ​Lirik eserlerinin yanı sıra politik duruşuyla da tanınan Gülten Akın; bu kitabında her şeye rağmen ayakta kalmaya çalışan insanlık onurunu ve o büyük varoluş kavgasını dizelerine ustalıkla yansıtıyor. ​Tüm acılara ve zulümlere rağmen dik duruşun ne denli kıymetli olduğunu anlatan bu eser, her bir satırı derinden hissedilerek okunmaya değer eşsiz bir çalışma...
1000Kitap
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
10/10
·96 syf.·
2021 97. kitabı
Bir şairin keskin gözlemleriyle yazılmış yürek burkan gerçek öyküler... Kadın olmanın, anne olmanın üstüne bir de şairlik eklenince böyle sarsıcı öyküler dökülmüş sayfalara... Baskı dönemlerinde hapishaneye görüşe giden kadınların söyledikleri, kelimelerden, cümlelerden, öyküden daha fazlası; o günün sosyolojik belgeleri diyebileceğimiz bör yapıt... 96 sayfalık “kocaman” bir kitap... İç burkucu... Kitabı okurken ve okuduktan sonra, “Bu dünyayı kadınlar yönetmeli. Barış, huzur ve mutluluk ancak onların eliyle gelir bu dünyaya.” duygusu sarıyor insanın içini... Öneririm...
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
42 uzun gün. insan onurunun kavgasının en ağır koşullarda verildiği 42 gün
9/10
·96 syf.·
2022 102. kitabı
12 eylül askeri darbe sonucu Mamak cezaevinde başlatılan 42 günlük açlık grevini anlatan bir kitap. yazarın kendi oğlu da o dönemde mahkumlar arasındaymış. Yapılan işkenceleri, bunlardan daha önemli olan içsel acıları derinlemesine anlatan bir eser. Okurken günlük hayatta nasıl küçük şeyleri problem ettiğini anlıyorsun.. ne hayatlar varmış.. ve bu yaşananlar maalesef ki gerçek.. etkili bir eser..
Edebiyat
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2023 327. kitabı
Gülten Akın 42 Gün'de 12 Eylül'ün cezaevlerindeki baskılarına karşı başlatılan ve 42 gün süren bir açlık grevini, çeşitli kesimleri odaklayarak son derece usta bir tarzda anlatıyor.
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2022 52. kitabı
Bu kitapla ilgili çok şey yazılır, özeti ise şudur. İnsan olmak çok zor, insan kalmaksa daha zor. 12 Eylül darbesinden sonra Mamak cezaevinde başlayan ve 42 gün süren açlık grevi anlatılıyor. Darbenin ismi ürkütücü. Bir sancılı dönem ki, kime gideceğini bilemeyeceğin hesap kitap defteri var. İnsan hayatı aynadır. Birine odaklanırsınız da detaylar baktıkça belirir. Aynanın farklı yönlerine değinecek kısa hayat hikayelerine değiniyor yazar. Direnci aşılayan şiirler, umudun bitmediğini fısıldayan sözlerle. Yönetenler, emir altındakiler, halk. Hepsinin ortak yönü var; daha iyi bir yaşam sağlamak. Fakat hepsini ayıran yönler var; aynı dili konuşup, aynı dille konuşamamak. Hâlâ aynıyız. Aynı kitapları okuyor, aynı şeyleri düşünmediğimiz gibi dillerimiz anlaşılmıyor. Çok acı geçti insan teninden. Çok dağlar, dereler, yollar aşıldı belirsiz birkaç dakikanın olur umudu için. Çok taze can eridi onları doğuranların gözleri önünden. Çok babalar içine ağlamayı saldı demir kapılar önünde. Ülkeden düşünceler geçti. Kiminin evine ateş ile, kiminin evine ip ile, kiminin evine kurşun ile, kiminin evine hapis ile, kiminin evine baskın ile, kiminin evine vicdan ile, kiminin korku ile... Yasaklı zamanlar işte. Kitaplar da suç, düşünceler de. Bunları değil de yazar en çok onlardan yargılananların ailelerini anlatıyor. Açlık grevine giriyorlar. Sağ, solu şekerli suyla ayakta tutmaya çalışıyor. Anneler ne sağ ne sol biliyor,aynı arabada birbirinin dizinin ağrısını düşünerek yer veriyorlar. Kimi açlık orucu tutanın evladı diye tanınıyor, kimi açlık grevinde olmayanın. Tuhaf zamanlar. Hepsinin üzerinden pişmanlık geçmiş. Ama hepsinin onurlu bir son istediği hiç bitmemiş. Nişanlısına bir demet menekşe göndermek istiyor kendi adına. Sevda yüreklerden eksilmiyor öyle bir kalp ve beyin
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma
9/10
·96 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 12:07
Gülten Akın’ın "42 Gün" kitabı, bir annenin cezaevi kapısındaki direnişini ve bekleyişini anlatan çok güçlü bir günlük ama çok güçlü. 12 Eylül döneminde çocukları açlık grevinde olan annelerin yaşadığı o zorlu 42 günü, hiçbir süslemeye kaçmadan, en yalın ve en içten haliyle kağıda döküyor. Kitap, siyasi bir metinden ziyade insani bir dramın ve sarsılmaz bir sevginin vesikası niteliğinde adeta. O yüzden ebebi bir yazı kalitesi sunma yerine olaylara konsantre olma kitabın merkezinde. Dram en açık haliyle dümdüz işlenmiş. Klasik romanların yoruculuğundan uzak, her satırı gerçekliğin ağırlığını taşıyan bir yapısı var. Bana göre Gülten Akın’ın o harika kalemini tanımak ve bir dönemin ruhunu hissetmek için okunması gereken eserlerden biri kesinlikle bu.
Hayat ve İnsan
42 GünGülten Akın · Alan Yayıncılık · 1986189 okunma

Yazar Hakkında

Gülten AkınYazar · 28 kitap
Gülten Akın Cankoçak, Türk şair ve yazardır. 1950'li yıllarda yazmaya başladığı şiirleriyle, kısmen İkinci Yeni çizgisinde görülen, ancak 1970'li yıllardaki şiirlerinden itibaren bireysellikten toplumculuğa yönelen bir şairdir. Şiirleri pek çok dile çevrilen ve kırktan fazla şiiri bestelenen Gülten Akın, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın 2008 yılındaki vefatından sonra Milliyet gazetesinin yaptığı bir araştırmada en fazla oyu alarak "Yaşayan En Büyük Türk Şairi" olarak gösterildi. Şiirinde bir doruk noktası olarak nitelenen Beni Sorarsan'ı 2013'te yayımladı. 23 Ocak 1933 tarihinde Yozgat'ta doğdu. Yozgat'ın Sorgun ilçesinde ilköğrenimini tamamladı. 1940'lı yıllarda memleketi Yozgat'tan Ankara'ya göç etti ve ortaöğrenimini Ankara Atatürk Anadolu Lisesi 'nde tamamladı. 1955'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1956'da Yaşar Cankoçak'la evlendi; bu evlilikten beş çocuk sahibi oldu. Kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle 1958-1972 arasında Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Gevaş, Alucra, Gerze, Saray ilçelerinde ve Kahramanmaraş'ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı. 1972'de Ankara'ya yerleşerek Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu'nda çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı. 1978'de emekliye ayrıldı. 1980'lerde Ankara'da bir banka soygununa katıldığı gerekçesiyle tutuklanan ve dosyası Şentepe Devrimci Yol davasıyla birleştirilerek önce müebbet hapse mahkum edilen sonra cezası Yargıtayca bozulan oğlunun cezaevi günlerinde yaşadıklarını şiirine yansıttı. 42 gün (1986) adlı kitabında Mamak Cezaevi'nde süren açlık grevini anlattı. Yaşamını Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde sürdürdü. 4 Kasım 2015'te tedavi görmekte olduğu hastanede hayatını kaybetti. Cenazesi 6 Kasım 2015 cuma günü Kocatepe Camii'nden kaldırılarak Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi. Son Haber gazetesinde ilk şiiri 1951'de yayımlandı. Ardından Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde çıktı. Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı. 1980 öncesinde halkın yaşadıkları, onun da hayatına ve şiirine yansıdı. Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi. Gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı. Şiirlerinde büyük ölçüde folklor öğelerinden yararlandı. Şiir üzerine yazılarını bir araya getiren "Şiiri Düzde Kuşatmak" (1983) kitabında, halk kaynağına inme isteğini, "halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak" sözleriyle açıklar. Şiirleri pek çok dile çevrildi ve kırktan fazla şiiri bestelendi. Bestelenen şiirlerinden biri, Sezen Aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren Deli Kızın Türküsü'dür. 2008'de Dağlarca'nın ölümünden sonra Milliyet gazetesinin yaptığı yaşayan en büyük şair araştırmasında en çok oyu alan Gülten Akın, şiirinde bir doruk noktası olarak nitelenen Beni Sorarsan'ı 2013'te yayımlamış ve bu kitabı ile Metin Altıok Şiir Ödülü'ne layık görülmüştür. Akın, şiir dışındaki edebi türlere fazla ilgi göstermedi ancak yedi adet kısa oyun yazdı. Ürettiği tiyatro metinlerinde kadın, evlilik, düzene yönelik eleştiriler, yoksulluk, yalnızlık, yaşlılık ve yabancılaşma gibi konular üzerinde durdu. Ödülleri 1955 - Varlık şiir yarışmasında birincilik ödülü 1964 - Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü ,Sığda ile 1972 - TRT Sanat Ödülleri Yarışması'nda Başarı Ödülü, Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı ile 1976 - Yeditepe Şiir Armağanı, Ağıtlar ve Türküler ile 1991 - Halil Kocagöz Şiir Ödülü 1992 - Sedat Simavi Edebiyat Ödülü 1999 - Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü 2003 - Dünya gazetesi Yılın Telif Kitabı Ödülü 2008 - Erdal Öz Edebiyat Ödülü 2014 - Metin Altıok Şiir Ödülü