“Karanlığın var olmadığı bir yerde buluşacağız,” demişti O’Brien kendisine. Bunun ne demek olduğunu biliyordu ya da bildiğini sanıyordu. Karanlığın var olmadığı yer, gelecekti. Asla göremeyeceğimiz ama bir gün geleceğini bildiğimiz ve hiç değilse düşsel olarak içinde yaşadığımız bir gün.