Oysa birini sevmek hikayesini sevmektir. Ve birini sevmek de ortak bir hikaye inşa etmektir. Anlattığımız ve ifade ettiğimiz hikayeler kadar varız. Onun dışında hepimiz eksikli, noksan ve hamız.
Bitmek bilmez bir körebe oyununun içindeymiş gibi... Dokunuyosun ama neye dokunduğunu bilmiyorsun, çünkü karanlık, çünkü artık her şey muğlak...Akıl yürütme, mantık ve hakikat itibarsızlaştırıldıkça uçlara savruluyorsun. Evet merkezini kaybeden insanın düştüğü tuzak bu. Uçlara savrulmak yani kutuplaşmak..
Kifayetsiz muhterisler her zaman ve her yerde ışık hızıyla yükselirler. Tabi bu arada gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar da mütemadiyen kendilerinden şüphe duyar, kuşkular içinde debelenip dururlar. Onlar çaresizce kıymetlerinin bilineceği günü beklerken, vahşi kapitalizmin sivri dişlileri fazla alçakgönüllügilleri çiğner, yutar ve sistemin dışına tükürür. Sistemin içinde kalmaksa "bilmediğini bilmek" dışında her şeyi bilmekle mümkündür.