Evden ayrılırken babamın gözyaşları içinde bana sıkıca sarılıp sarılmadığını sorar insanlar. “Hayır,
”
dediğim zaman da çok şaşırırlar. Ben ayrılırken ne ağlayan oldu, ne de boynuma sarılan.
Domuzlardan birini sattığımız zaman da ağlayan veya domuza sarılan kimse olmazdı. Tavuk
kesip elma toplarken de ağlayan veya birbirine sarılana rastlanmazdı.
Hiç kimse gece olup da yatağına yattığında, yetiştirdiği buğdaylar gerçekten mutlu mu, ekmek
oldukları için hayatlarından memnunlar mı acaba, diye düşünmezdi.
Onun hayatını kurtarmaya çalışmak büyük bir zaman kaybı. İnsanlar hayatlarının kurtulmasını
istemiyorlar. Hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. Dramlarının. Önemsiz meselelerinin.
Hikâyelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. Çünkü geriye ne
kalacağını biliyorlar. Büyük ve korkunç bir bilinmeyen.