Büşra

Büşra
@_busraaa_
Kitaplar bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.
KARANLIK DUVARLAR
I. Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse elini uzatmıyor Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan bir deniz gibi Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu. Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar Biz bunun için mi geldik. II. Kara ağaç gibi bağlıyım katı bir çağ bu Her şey bir makine düzenine gidiyor -- düzen diyorlar beni çağırıyorlar -- Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu Baktığımız her şeyde bir yalan kabuğu Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz. III. Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa bağlıyorsunuz Doğmadan ölüme yöneldik gerisi yok diyenler var Sınırlı yıl oyunlarına inananlar var Sizin güveniniz bir güneş düzeninde Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum Bir ağacı büyütüyorum her yerimle Bir ağacı uyguluyorum -- her şey bir ağaç düzeninde --
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kar altında hüzün denemesi
Dünyanın en uzun hüznü yağıyor, Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne. Kar yağıyor ve sen gidiyorsun, Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun, Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimiz O insan ve tabiat çağını. Dön bana ve dinle Kuşlar uçuşuyor içimde. Loş bir keman solosu gibi Kuşların uçuştuğunu içimde Dön bana ve dinle. Karanlık denizlerin dibinde, Birtakım incilerin olduğunu Birtakım incilere ve hatıralara Neden bağlı olduğumuzu unutma. Duy beni ve dinle Denizler boğuşuyor içimde. Unutma diyorum ama sen anla Anlat bizim de yaşamak istediğimizi onlara. Ankara, 1962
içimden şu zalim şüpheyi kaldır
Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak Ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım Kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar Kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak Onların yardımıyla dünyamıza acıdım. Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran. Herkes alışkın dölyatağı borsalarla ağulanmış bir dünyaya Benimse dar Çünkü dargın havsalamın Gücü yok bazı şeyleri taşımaya. Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah Sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu Sakın Styks sularının heyulası sanmayın Er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu, Biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz Öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz Ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak Ne ellerin hırsla saban tutuşu Ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır Dev iştihasıyla bende kabaran aşkı Yetmez karşılamaya. İnsanlar Hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır O ferah ve delişmen gözüken birçok alınlarda Betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır Çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim Şakaklarıma dayanınca güneş Can çekişen bir sansar edasıyla