Çalıkuşu

Çalıkuşu
@_calikusu__
İlk busemi ben, bir ölünün sönmüş gözlerine mi tevdi edecektim!
Reklam
Sevgi, şefkat denen şeyde ne mucizeler var Yarabbi!
Hiçbir şey hissetmiyor, hiçbir şey duymuyor, sele düşmüş bir yaprak gibi iradesiz sürükleniyordum.
Bu gece gönlüm ağlıyor.
Etrafımda ne ses, ne hayat, yalnız uçurumun dibinde, bu dayanılmaz sıcaklara rağmen hâlâ kurumayan derede hafif bir çağıltı, birkaç yıldız aksi. Kâğıt fenerlerin mumu artık tükeniyordu. Onların renkli ışıklarıyla beraber içimdeki neşenin de sararıp solduğunu, gönlüme derin, çaresiz bir karanlığın inmeye başladığını hissediyordum. Bu bir senenin kâh karanlığını, kâh aydınlık günlerini birer birer hayalimden geçirdim, ne uzun, Yarabbî, ne uzun? Soğuğa, cefaya, mihnete hiç şikayetsiz tahammül eden sağlam bir vücudum var. İhtimal, daha kırk sene, elli sene yaşayacağım. İhtimal daha elli yaş bu hazin muzafferiyetin hazin yıldönümünü görmem lâzım gelecek. Hayat, ne uzun, Allah’ım, ne uzun? İhtimal, Munise de bana kalmayacak. Saçlarıma yavaş yavaş aklar düşecek. Ümit edeyim, tahammül edeyim, güzel. Ben, buna razıyım, fakat niçin, neyi beklemek için? Bu bir sene içinde, birkaç defa, kendimi zapt edemedim, ağladım. Fakat bunların hiçbirisinde bu gece gözkapaklarımın içini yakan yaşlardaki acılık yoktu. O vakit, sadece gözlerim ağlamıştı. Bu gece gönlüm ağlıyor.
Ah...
Yalnız, çocuğum, sana bir tembihim olacak. Mülazımın şimdi senin yanına gelmeden evvel sokakta yabancı bir kadının geldiğini, sana gizli bir şey söylemek istediğini haber verirlerse sakın dinleme, yavrum, o kadından kaç, güzel başını mülazımının kuvvetli göğsüne sakla.
Reklam