Derya

Keder bizi ihtimamlı kılar. Kederin şiiri, bize içimizin bilmediğimiz bir yerinden kapı açar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İsrail şu anda "Ben artık işgali bitiriyorum, İslam dünyası Kudüs'ü teslim alsın, kendisi yönetsin" deyip çekilse, Müslüman ülkelerin bugün Kudüs'ü barışçıl bir şekilde, ortak akılla yönetebilecek imkân ve kabiliyetleri yok maalesef. Bu, yüzleşmemiz gereken acı bir gerçek. Kudüs'ü şimdi elimize alsak, bu narin şehir muhtemelen İslâm dünyasındaki iç çatışmaların, rekabetlerin, kıskançlık ve kinlerin kurbanı olur. Müslümanlar arasında kuvvetle muhtemel, Kudüs'ün yönetimi ve hakimiyetiyle ilgili ciddi gerilimler ve kavgalar çıkar. İsrail'e sövmek, işgalin kötülüğünden söz etmek, yaşanan dramlaro ortaya dökmek en kolayı. Müslümanlar olarak zihnimizi çalıştırmamız gereken nokta şu: Kudüs'e layık mıyız? Ona hep eleştirdiğimiz diğerlerinden farklı olarak, şanına yaraşır şekilde muamele edebilecek miyiz? Bunun için ne yapmalıyız? Hazırlıklarımız var mı? Nesillerimiz bu bilinçte mi? Kudüs'ü tanıyor muyuz? Üzerinde çalışıyor muyuz?
Tam 100 yıl önce, İngilizlerin yönetimi ele almasıyla birlikte Kudüs'ten kaybolan şey, Hz. Ömer'in tesis ettiği adalet ve hukuka dayalı idaredir. Kudüs, "Ömer ruhu" da diyebileceğimiz bu anlayışın yeniden ortaya çıkmasını ve kendisini tekrar teslim almasını beklemektedir.
Aklı başında bireylere düşen, sahnelenen tiyatroyu görüp, küçük ama istikrarlı adımlarla kendi çalışmalarına yoğunlaşmak.
Ortadoğu aynı zamanda bir sloganlar coğrafyası. İsrail konusu, birçok hükümet tarafından kendi politikalarının meşrulaştırılması ve halkın gazının alınması in bir malzeme olarak kullanılıyor. Öfkeli söylemler perde arkasında sıcak tokalaşmalarla dengelenirken, kitleler dönem dönem hamaset patlamalarıyla rehabilite edilip rahatlatılıyor.