Zülfü Livaneli, bu isim size çok şeyler çağrıştırdı mı?
Eğer bir şeyler çağrıştırmıyorsa ya bir kitabını okumamışsınızdır ya filmlerini izlememişsinizdir ya müziklerini dinlememişsinizdir ya da okuduğunuzun, dinlediğinizin, izlediğinizin farkında değilsinizdir. Evet, ben bu adamı kitapları ile tanıdım son okuduğum kitabı SERENAD
Serenad, içinde onlarca hikaye ve onlarca acıyı barındıran ve bu hikayeleri acıları İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran’ın (36) ABD’den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i (87) karşılamasıyla başlar. Maya günümüz modern ,dul ve bir çocuğu olan monoton bir yaşamı vardır. Ta ki maximilian Wagner’in maya durandan kendisini şileye götürmesğini isteyene kadar. İç içe geçmiş hikayelerin gün yüzüne çıkmasını tetikleyen yer. Maya Wagner ile tanıştıktan sonra hayatı birden bir ivme kazanır. Mayanın bilmediği geçmişi wagnerin hüzünlü geçmişi kitabın sayfalarından adeta bir hüzün olarak yüzümüze yansır.
Zülfü Livaneli oldukça sert ve cesurca iktidarları eleştirirken aynı zamanda sıkça insan olmanın öneminden bahseder her hikayesi bir mesaj bir ders niteliğindedir dinlerin ve ırkların insan olmanın önüne geçtiği yakın dünya tarihinin insan olmak için bir sınıra ihtiyaç duymaya gerek olmadığını ırkların insanlığın önüne geçtiğini zulmün acının dini olmadığını birbirine geçen hikayeleri ile sade ve yalın bir o kadar da sürükleyici bir dille bize sunmuştur.
Hikayelerin kahramanları kadınlar olması ve bir kadın ağzından aktarılması ayrı bir güzellik katmış.
Coğrafyanın insanların kaderini belirleyen kaderin verdiği çaresizlikler ile baş etme çabası başaranında başaramayanında acılar ve hüzünler ile süregelen hayatları.
Mayanın aslında yaşadığı hayatın içinde gizemler ve acıların yattığını maximilian ile