Biri size "İngilizler tek kurşun atmadan İstanbul'u nasıl bıraktı." diye sorduğunda, onlara asıl "İngilizler'in İstanbul'u tek kurşun atmadan nasıl işgal edebildiklerini" sorun.
Kendimizden başka bir canın iyiliği için hayata yalvardığımızda doğuyordu insanlığımız. Belki de bu yüzden habire doğuruyorduk, kendimizden başkasını sevebilme kabiliyeti geliştirebilir diye...
Neyin merakına takıldıysa zihnimiz onun dünyasinda var oluyordu gercekliğimiz. Sorgulamak insanlaşmanın, insanlaşmak uyanmanın şartıydı ve sorgulayan biri, bir gün mutlala ayağa kalkardı. İnsanlık birgün mutlaka ayağa kalkacaktı. Kıyam-et zamanları yakındı...
Bıktığınız ne olursa olsun, o bıkkınlıkların dışında coşkuyla akan bir hayat var olduğunu unutmamak lazım. Yoksa merakınız kurur, merakı kurumuş biri çöle dönüşür. Düşünceler ağaçlar gibidir, meraksız büyüyemezler